Sözün bittiği yerde başlar hicran
Karanlık aydınlığı kovalar
Geceler gündüze uzak
Merdi meydanla üflenir sura yeniden
Yeniden donanır ruhum hüzün çiçekleriyle
Uyku göze hasret,
Tutunamayanların dünyasında tanıdım seni
Sırtımda Kaybetme korkusuna yenik küfe
Avuçlarımda kuş tüyüydün
Rüzgârlardan sakındığım
Neydi bizi pamuk ipliğine bağlayan şey
Anlayamazdım
Anla beni tutunamıyorum
Ellerim arkadan bağlı
Mil çekilmiş gözlerime
Bazen derin bir uçurum kenarı
Toprak kayar ayaklarımın altından
Sonsuzluk der bırakırım kendimi
Haberin varmı hayırsızım
İçten içe yanan hain közüm
Kadir kıymet bilmez ince sızım
Sana olan hasretim öldü
Yolunu bekleyen gözlerin feri söndü
Viraneye dönen kalbe baykuş tünedi
Kırılgan umutlar taşıyoruz
Rüzgardan nem kapma işin bahanesi.
Gece açan çiçekleriz
Güneşi görünce sönenleriz.
Girdap, kuyu, karanlık koymaz bize,
Gecenin taa ucundayız.
Uğruna çekilen onca meşakkat onca zorluk
Kapalı kapılar önünde
Eyüp sabrıyla beklemek
Karanlıkta kaybolurken bir ışık parçası için yanıp kül olmak
Bir geceye bin peri masalını sığdırarak umut etmek
Sonra kavuşmak ve tek vücutta bir olmak hayali
Unuttum teninin kokusunu
Burnumu sızlatan hasretin
Şimdi buram buram
Silindi gözümde hayalin
Belli belirsiz bir resim anılarım da
Sesin
Ne kadar erken uyansam
Farketmez
Hep geceye uyanırım
Yatak, yastık, yorgan
Beni tanımaz
Ben ıssız sokakların uslanmaz
Sende tamamlanmayı bekleyen bir yanım var
Eksik gedik, uyumsuz
İpe sapa gelmez asiliğim
Ancak sende huzura erecek
Ansızın çık gel
Haber vermeden
Hangi güneşe yüzümü dönsem
Yakamoza bağlayan geceye uzanırım
Çığlığım dağlarda
Yokluğun yüreğimde kaybolan
Yalancı bir bahardan kalma gün
Ellerimle papatyadan taç yapıp




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!