Kafese mahkum bir serçenin
Kanatları kadar anlamsız
Çiçek tanımaz arıdan
Bal beklemek kadar karşılıksız bir kavga uğruna çırpındığım
Nihayeti olmayan nafile bir çaba olduğunun farkındayım
Ne yapayım
Onca hayalkırıklığından sonra
Kadere isyan noktasında
Bölsen
Geceleri
Seneleri
Onarsan sana Yüklü kalbimi
Hız çağına ayak uydurmaya çalışıyor İnsanlık.
Hızlı öğreniyor, hızlı unutuyoruz
Hızla üretip hızlı tüketiyoruz
An'da kal masalıyla geçmişten ders almadan
Gelecekten umut kesmişiz
Varlığımız bir anlık
Adın aşk senin
Bulutlardan yağmur yerine hasret yağıyor
Sensizliğime
Bütün ırmaklar seninle dolup taşmış
Kıvrımları damarlarımda, bereketi ruhuma
Ansızın çıkıp gelsen diyorum
Her sevenin yüreğinde âraf denen bir yer var
Kamakla gitmek arasında sıkıştığı kör bir nokta.
Ölmeden cennet ve cehennemle sınandığı diri bir ölüm var.
Kurudu içimden sama akan nehir
Çorak toprağına düşen bir tohum gibiyim şimdi
Filizlensem senin payına düşecek bir şey kalmadı bende
Çürüyüp gitsem ahı kalacak bende onca günahın
Araftayım
Kendimle konuşuyor, kavgam Kendimle
Sen uyurken ben yüzüne bakardım
Saçlarını okşar okşar öperdim
Yorgun bedeninde dolaşan
Arzız, hırsız elleri düşünürdüm
Kimler kandırdı seni kimler ruhunu sattı
Kudururdum sevgimden paylaşmış olmak seni önceleriyle
Öyle asfalt dilli değildi Yürüdüğümüz yol
Dar, patika ve uçurum kenarıydı
Ölüme yakınlımız kadar,
Ölümden korkmayışımız bundandı.
Bundandı özgür atların nal seslerinin kulağımıza çınlaması,
Çatlayana kadar koşup
Evvelden aşina ruhlar var birbirine
Kaderlerine aynı kederin yazıldığı
Yaşamda ayrı çıkmazda aynı sokak
Yaşanmamış kırık bir hikayenin
Aynı kalemden çıkma farklı iki yüzü
Ucu yanık mektuplarla başlayan
Öyle süslü cümleler kurmaya gerek yok aşkı anlatmak için.
Hangi dile, hangi renge bürünürse bürünsün
Her kalbin çaresiz çırpınışıdır aşk




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!