Omurgasız bir çağın yorgun çocuklarıyız
Her şey elimizin altında ama ulaşmak mümkün değil
Hani piç kuşağı desem yeridir
Doğu kafasıyla düşünür
Batılı gibi yaşamaya hevesliyiz
Yasaklanmış güzel olan ne varsa, günah yazılmış
Benim yaşadığım yerde
Rüzgarda hasret kokusu
Yaşanılası her aşkta ölüm korkusu vardı
Dört ayak üstüne düşenimiz yoktu
Kedi olsak sırtımız yere gelirdi
Bakmayın aşktan anlamaz hoyrat halimize
Onca telaş, koşuşturmaca
Onca yorgunluk, vazgeçiş
İnsan, yalnızca kendisine geç kalıyor
Kendisi her acı deneyimin masum kurbanı
Sırra kadem bastı sevinçlerim, umutlarım,
İzi yüzüme çizildi keder kalemiyle
Hüznü yüreğime gömüldü
Bir balta bir kürekle
Bir avuç ölü toprağı senden geriye kalan
Şimdi hangi yana yıkılmışım,
Ertelediğim herşey örselenen ruhuma ağır bir darbe gibi iner
Bundan sonra diye ertelediklerim bir sonrakinin kurbanı
Ve bunu bilir
Azraille yüzleşen, Ölümün soğuk yüzünü gören
Gün bu gün, saat bu saat
Yaşa
Çocukları erken büyür ortadoğunun
Ve her ölüm geç yazılmış yazgılarına
Yaylaları sis
Geceleri kasvetlidir
Umuda giden her yol
çıkmaz sokak
Ne çok anlam yükledim
Kısacık bir rüyaya
Kader ağlarını ördükçe örümcek sabrı sardı ruhumu
Onarılmaz yaralarıma
Eyyüpten kalma metanet düştü
Eyy varlıkta yokluğu yaşatan
Payımıza düşeni yaşıyoruz
Sessiz, sedasız
Ölümcül bir teslimiyete yenik.
Viraneye dönmüş gönüle
Baykuşlar tünemiş
Örümcek ağları sarmış her yanı
İnsan
Sevdiğine benzer zamanla
Şekil ve görüntüler farklı
Gölgenin yansıması hep aynı
Aşk tek kişilik
Ben ve yalnızlığım
Sabrı sabırla ilmek ilmek işliyorum yokluğuna
Ya aklımdan çık
Yada pişmanlığa bürümeden hasretin dön gel
Onca yaşanmışlığı sele verme
Bırak gözlerin kalbime mühürlü kalsın
Sanma ki gittiğin yerde barınırsın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!