İlkin gözlerinde kayboldum
Bir daha bulamadım kendimi
Sonra
Sana sarılmanın nasıl bir şey olduğunu öğrendim
Buz parçasını andıran kalbim teninde erirken
Bu ezelden aşina iki ruhun bir bedende mucizevi dönüşümünün tezahürüydü
Saçının teline zarar gelse
Dünyayı ateşe verirdim
Şimdi hangi hoyrat kollarda
Hangi kırılası eller saçlarını okşuyor
Ben senden uzakta göğsüme sıkışırken
Sen kırlarda dolaşıyorsun yeniden açmak için
Şiir yazanı şair denirya
İlham sanıyorlar satırlara dökülenleri
Satır aralarına bakmadan
Bilmezler
Kaç vurgun yemiş, ayazda kalmış
Çölde kavrulmuş
Önce şiirleri yırtıp attılar
Sonra şairleri öldürdüler kalemleriyle
Salavatsız gömüp övdüler kendi kelamlarıyla
İyi insandı diyip sırtlarını döndüler
Nerede kaldın saklı cennetim
Hangi bilinmezlikte yolunu şaşırdın
Bilsen,
Heybemde sana neler biriktirdim
Kirpiğime dokunmadan dökülen yaşlarla
Kimliksiz bir aşk büyüttüm
Biriktirdikçe, sana birikiyorum
Hani görsem, geçecek gibi sızım.
Hüznün yüreğime, suretin gözlerime nakış
Vazgeçtim her şeyden
Yeterki yakama ilişsin telaşın
Gözlerim gözlerine değsin
Toprağın suya karışması gibiydi
Sana dokunmak
Ölü canlar dirilir, kuru dal yeşile boyanırdı
Dilime Sevdan dolanınca
Bir ipte kırk düğüm olurdum teninde
Sen bilmezsin yokluğunu
Her şey yerli yerinde
Pazarda tezgah, bardakta şarap, çardakta iki aşık
Sokakta üryan bir sarhoş duyguları bir fahişenin bedeninde mühürlü
Öyle acı, öyle aşikar
Biri çöpü eşeliyor mahçup, bezgin
Sokağın diğer ucunda
Kısık sesle şiir kusmak gibi
Bazen sevmelerim.
Özlesem bana, unutsam sana zul yazacak vicdanı mahşerim
Biliyorum kavuşabilseydik
Ben şair, sen şiir olurdum.
Ne kuytu bir köşe kalırdı
Sana geldim
Dilimde mısra mısra büyüyen hasretin
Sana yazılmış ama gönderilmeyen mektuplar
Kulağına fısıldayacağım şiirler
Tebessümünle aydınlanacak sabahlar
Gözlerine aşık bulutlar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!