Binbir zahmet ile
öğrendiysen olta bağlamayı,
Hangi mevsimde ne tutulur bilirsen
Çapariyi, zokayı, paraketeyi
Öğrendiysen zarganayı
İyi gelmişse sana uzaklara kaçıp gitmeler...
Kıyıdan uzaklaşan
Tek kürekle kalmış bir balıkçıyım ben ,
Hayata dair ıskaladığım ne varsa içimde
Ardımda bırakıyorum…
Bir deniz fenerinin rotasını tutturmuş yüreğim …
6 Mayıs 1972 gecesi ,
Şafak sökmeden önce,
Hiçbir cana kıymamış!
Deniz, Hüseyin, Yusuf adında;
Üç gencin bedenini darağacına asacaklar!...
Ölümleriyle yarattıkları aydınlanma
Ay ışığı gebe kaldı
Zemheri serinlikte esti rüzgar
Tül perdeler aralandı gaz lambalı loş arife...
Mavi gözlü aydınlık doğdu vicdanların üstüne...
Rüzgar denize vermeseydi dalgalarla savurduğu ellerini
Deniz nasıl dışarı fırlatırdı cehaletin içine attığı pislikleri
Sen deniz kenarında oturuyor zannediyorsun !
O çevresinden soyutlanmanın huzuru ile
Ufuk boşluğunda kayıp hatıralarda kalan ;
Özleyip göremediği sevdikleriyle konuşuyor ..
Rıhtımda gezerken rastladım izlerine ...
Denizin maviliği işlemiş gözlerine ...
Dalgaların sesleri karışıyor ,
Caretta carettaların dua sözlerine ...
Deniz meleğim sen çok üşümüşsün ...
Mavi ipek bir manto vereyim üzerine ...
Bazı insanların ruhu ;
Denizden yapılmış ...
Gökyüzüyle sürekli ,
Temas halindeler !
Yıldız yıldız adresleri ,
Uzak diyarlara hasretleri ,
Seni sonsuza kadar seveceğim,
Annen gider ben gitmem diyerek ;
Bir insanı öldürmek nedir ?
Siz bilir misiniz ?
Zorla uyumaya çalışıp
Onu her zerresiyle ..
Her şeyiyle tanıyordum .
Şimdi başka şekilde görüyorum.
Her taşın altından o çıkıyor .. ,
Ama bir yalancı bir yabancı gibi !




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!