Sarılmaya doymayan kumrular
Balkonumda ne kadar da mutlular.
Yoncalar içinde kırpılacak koyunlar...
Gözleri kan çanağına dönmüş,
Vakitsiz, gözlerinin pınarlarından içtim,
Durdurdu yine kerâhat vakti nefsim.
Ahşaptan kanepem yakılmış şimdi,
Zamanın ininde, bukrede kalmış sanki.
Diken üstü, gelecek yeni yaşlar
Yaşla birlikte gelir, başındaki kışlar
Umuda yelken açmış bak! Uçuyor kuşlar,
Toprak anam, ayağında baharı sallar.
Küskün zamanın uzayan kıvrımlı dalları,
Filizlenip yeşerecek göğe çıkan yolları...
Sen ise yendim sanırsın, yetişemezsin;
Gökyüzüne merdiven kurmuşsun gönlünce.
Çamurlu botlarımla uzanırım sebepsizce,
Eylül ayında belirdi zaman,
Yer çekimiyle düşer toprağa...
Yaprak gibi inceden,
Ölüm gibi sessiz...
Bir ukde; ne şiir ne şair ne de şairane
Sokak köşelerimiz de huzursuz hengâme
Umut olmuş sana artık amansız sermaye
Zaman, engerek yılanı misali kan da zehir
Tutsak bırakır, gözlerinden akan nehir.
Düşümde seni düşleyip sana düşmüşken,
Kollarında yaşamak,
Mutluluğu seninle tatmak,
Hür bir kuş gibi dalında var olmak varken...
1
Yalnızlığıma bir hatıra çizdim,
döndüm dolaştım yine etrafımda.
Yürüyen ayaklarımın patikasıydı
gözyaşlarım,
Kimi sevdiysem, gözleri yaşlı
Hüzün mevsiminde yaşıyorum.
Dışarısı çok soğuk, ellerim ter içinde
Kalbim tıngır mıngır atıyor,
Soğuktan burnumun ucu kızarmış,
Umutlarım yuvasız kalmış güvercin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!