Ah istanbul iklimine doyamadığım sabah makamında şehir,
Ah istanbul tepele beni bulanayım taşına toprağına,
Ah İstanbul tüm şarkılarda sen varsın.
Yeni doğmuş bebeklerin ağlamasında sen geçersin.
Yükün geçer üstümden.
Ah İstanbul çıldırası bir mutluluk,
Sırılsıklam saçların çıldırdırdı beni.
Herkesden sakındığım sendin Ankara.
Yağmur yağardı, çoğu zaman ağlardım.
Çanakkale yıkılmazsın,
Etten bir duvarsın.
Sen Fatih' in gölgesi,
Şeyh Şamil kartalısın.
Gökkubede bir ezan,
Altaylarda bir Bozkurt,
BİR İBADETLİK VAKTİMİZ KALDI
Tenimin hücrelerinde her gece sıcak çarpışmalar var. Utangaç hallerim ulu orta gezinmekte izli mermiler arasında. Ve senden gelen işgalin her türlüsü, mülteciliğine razıyım dedirttiriyor dilime.
Sen dilime doladığım tek ve son duadın,
Tüm yollarım yığılmışken,
İlahiler okunan tek sığınağımdın.
Dudaklarımın kıvrımlarına ismini yazdığım, gözlerine doymadı dilim susamışken. Yokluğun zamansızlığım, varlığın mucizem.
İliklerime kadar titreten hayalinle kutsanıyorum yine her gece olduğu gibi. Ayrılığın adını dahi anlayamadan yaşattığın hasretin köpüğünü yudumluyorum. Dışarıdan bağırıyorlar, toprak çıldırmış, aklıma mukayyet ol Rabbim, dibi kırılmış kadehlerin küflenmiş parçaları geziniyor gökyüzünde.
Fersiz gözlerimde yine doğmadı sonbahar
Ahh be ahh
Öpüşsem mihrabınla
Benim hiçbir zaman,
Senin gibi sevdalı tebessümlerim olmadı,
Yakmıştı güneş gülüşlerimizi.
Umudumuzu Çukurovaya gömmüş,
Yaralıydık...
Çok küçüktük,
Vahyin dolduruyor ruhumu,
Geceleri hasretin çekilmiyor yar.
Gelde bana varlığını ayetle,
Hicretin vuslatıma ulaşmıyor yar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!