Önder Öztürk Şiirleri - Şair Önder Öztürk

Önder Öztürk

Acılarımın esaretinde hürriyete özlem dişleyen ve sırtımda saklı acılarımın merhemi ey katliam öncesi susuş. Düşlerimi hançerleyen, yüreğimin dağlarında eşkiya gezinen kaçak. Sen ben olduğunda, her gece savaşlar verdim ve yıkılmış şehirlerimde ağıtlar yaktırdım emanetini taşıdığım düşsel ninelere. Gideceğin elbette belliydi çünkü her savaşın bir galibi vardı ve ben hep yenildim. Gelişine kanadım gidişine ise anlam yükleyemedim. Oysa gidişin ne muhteşemdi!

Şimdi yetim, şimdi öksüz, şimdi aklın yetmediği zamanlardayım. Ve yine yitik şehirlerde ben kaldım. Ve yine savaşlarda lime lime etti afakanlar. Ey! sevdası, yürekleri serinleten taçlarda sunulan serap, sen aramaklığım, gizemliğim ve de kaçak şehirlerimdin. Kilometreleri aşındıran bendim ve yakalı güneşlerim vardı!

Açlığım, susuzluğum, üşümüşlüğüm.... Çekiştir beni ne olur. Yutkunmuşluğumda boğazıma takıl. Ben, olmadığın zamanların adına çocuklar büyüttüm, şimdi hepsi büyüdüler ve açlığın hükmünü sürdüğü memleketlerde çıkan isyanlar gibi varlığını soruyorlar. Ah emeğim dediğim, alnımın teri, bileğim, yumruğum... Sevdan bende güneşin yağmur yağdırması gibi yaşanılması deliresi bir mucizeydi.

Devamını Oku
Önder Öztürk

Önceye ve sonraya dair tüm keşmekeşlerin arasından sıyrılıp, sana hiç dokunmadan, sana hiç bakmadan, gözlerine aşkın tılsımlarını koymadan, konuşmadan ve susmadan sadece seni sevmek mabedinde ilahiler dinlemek istiyor canım.



Tekrar tekrar dinlediğim ilahileri, senin ismini zikrederek nakşetmek istiyorum ruhuma sonra rabbimden seni dilemek geliyor içimden O kadar uzak olamazsın bana. Bir dua kadar yakınlığın ve bir nefes kadar uzaklığın.

Devamını Oku
Önder Öztürk

Hüznün sağanağında ıslanan cenazelerim var benim, tam yüreğimin acıyan yanında. Çok ağrıyorum. Düştü yine bedenim, düştü yine gözlerin kanayan avuçlarımın izlerine ve beni sağır eden o yangın beter sözlerine. Fersah fersah uzaklaşıyorsun, hangi denizlerin tuzuyla kavuruyorsun beni. Benim sevdam Erciyes kadardır, bir baksan Yeditepelidir. Bir baksan Ankara mevsimidir. Benim sevdam çok sancılıdır, ege bilir bunu en iyi, toroslardan söndürür yangınını. Sığmaz cilt cilt sayfalara. Biçimsiz, anlamsız, coğrafyası talan, darma duman şehirler gibidir kuzum.



Şimdi mahyalarda kavruluyorum. Bir ezan okunuyor gece yarısı, melekler dolduruyor şehrimi, susuzluğun ciğerimi kavurduğu bir anda. Hiç bitmeyen cümlelerimin peşinden koşuşuyorlar. Çok üşüyorum. Bana yürek sızısı hediye etme. Nereye gitsem, hangi sokaklarda savrulsam bükülmüş harfler çıkıyor karşıma. Kırılganlığım dahada çatırtıyor ve başıma koca binalardan cam kırıklıkları yağıyor. Morarmış tüm hücreleri cümlelerin. Sıkışmışım sevdam.

Devamını Oku
Önder Öztürk

Hiçbir zaman cemre düşmeyecek artık. Ben hep güzde kalacağım, sen bahar' a yol alacaksın.

Satırlarım yağmalanıyor, lime lime edilmiş şehirler gibi satırlarım yaralanıyor. İstanbul' a hicaz düşüyor, şişli' de soruyorum seni. Tüm minarelerde ismin yankılanıyor, bak Ramazan' da bitiyor ama benim bayramıma daha Yusuf var. Hiçbir zaman cemre düşmeyecek biliyorum ve ben hep Yusuf kalacağım.

İsmine şededeler ekliyorum ve hep seni zikrediyorum gece' ye giderken. Oradaymışsın gibi geliyor ve bir cezm ile duruyorum. Korkuyorum, yokluğuna alışmışken varlığını bulurum diye. Sabah oluyor akşam oluyor... Kabuğuna bürünüp kavalını üfleyen bir çobanın sürüsüne bırakır gibi kendimi koyuyorum bir köşeye. Yoksul düşler buluyor beni. Biliyorum benim cemrem hiç düşmeyecek ve ben hep İbrahim' in yaşıyla yaşayacağım.

Devamını Oku
Önder Öztürk

Acı veriyormuş meğer ruhuma yokluğun.

Istırabı dağlıyor ilmik ilmik günahların

Sensiz her gün sonbahar bile değil

Devamını Oku
Önder Öztürk

Alın düştü ve ben mahçup mahçup bakakaldım.
Ne de güzel bakıverirdin.
Gözlerin farklı, gözlerin telaş,
Gözlerin ateş, gözlerin kabir,
Kabrim ise gözlerin.

Devamını Oku
Önder Öztürk

Her gece bir bakışına, bin nefes alıyorum. Farz olan hayalin olsun, onca yazılmış satırlara inat seni yaşıyorum. Aynı güneş değilmi, iki ayrı kentin sabahına doğan. Boşver o zaman ben kabullendim. Suyla ateşin, geceyle güneşin, senle ben kadar imkansız olan hayalinin acı nefesinde soluklanmaya ben kabullendim.

Sahraların suya dilenmesi gibi bende hayaline dilendim. Biliyorum hiç gelmeyeceksin. Ellerin bana sıcak savaşların harabe şehirleri gibi kalacak, belkide kapım hiç çalınmayacak, seni görmeyecek bu gözler ve avuç içlerim hissedemeyecek tenini.

Olsun boşver ben bu şehre hasretinin diyedini ödüyorum. Birleşmesin, tek vücud olmasın bedenlerimiz, dudağım dudağına hasret kalsın. Aşk bu işte sevdamın gülen yüzü.

Devamını Oku
Önder Öztürk

Aradan bin yıl geçti.
Bir ben ölmedim.
Birde saksıda büyütüğüm sen.
Coğrafyalar değişti.
Tabiatlar çoğaldı.
Bir yıldızlar aynı,

Devamını Oku
Önder Öztürk

Yüreğim sensizliğe bir kere yok dedi ve gördüğüm tüm ayrılıklar kederime katık oldu. Saldık sıla, naz ve ben tüm hüzün dolu geceleri. Seyrine doyum olmayan o hayal perdesi cemalini yorgan bildik, seni gördüm bir kere olmaz deme, sana hayır diyemem. Benim, gözlerine heyecanlandığım kalbimsin ve damımsın başıma.



Adın kavuşmak olsun bu kere, ne olur ki ismin dillerde zikirdeyken. Adın kavuşmak olsun uğruna aklımı kaybettiğim. Çileden çıkıp çilesine düştüğüm. Her gece kahır basarken afakanlarımı, mahşerden sanki bir el uzanır ve yanar birden tüm şehrin ışıkları. Ben yanarım cayır cayır.

Devamını Oku
Önder Öztürk

KAYBOLAN SEVDALARA ” Toplama kamplarında biriken cümlelerim ”


Yıkılan duvarlar değildi,

Üstüme devrilen hayallerimdi.

Devamını Oku