Bittiği halde geçmez acısı
Hissedilen acı verilen değere değmeyince
Yüreğine batar sancı
Yalnız başına dövüne dövüne, didinerek
Kimseye birşey sıçratmadan
Günahları ile yükselenleri
Sırtında taşıyor köleleri
Üç kuruş çıkar adına
Satılmış kişilikleri
Önder Karaçay
İki kişiydiler...
Biri bu adamda ışık var diye,
Diğerine hedef gösterdi.
Diğeri güneş gibi bir ışığı,
Yüze gülecek kadar dost bildiğimiz insanların, arkamızdan konuşacak verdiğimiz yetkiler ile gizli işler çevirecek kadar yüzsüz olmaları garip değil mi?
Bizim bunu geç anlamış olmamız ve kendimizi bile sorgulayacak kadar güveni yok eden halimiz garip değil mi?
Ulaşamayacağımızı sandığımız kadar yüksekte olduğunu varsaydığımız kişilerin karşısında o insanların eğilmeyi gerektirmeyecek kadar alçakta olduğu gerçeğini bilmiyor olmamız garip değil mi?
Yaprak ağaca çok güveniyordu
Kendisini ağacın dalı
Hiç bırakmayacak sanıyordu
Bu güven sonbahar gelene kadar sürdü
Neyine güveniyor insanoğlu
Sevdiklerinizin yüreğine dokunun
Sevginin nasıl bir etki bıraktığını
Bilmiyorsanız
Bunu hissedebilmeniz için
Bir FESLEĞENE dokunduğunuzda
Yaydığı koku
Fon deyince aklıma;
Hiç edilen Konut Edindirme Fonu geliyor.
Fon deyince aklıma;
Siz yoksulluk ve cehaletle
Köleliği çoğaltmak istiyorsunuz.
Biz yoksulluğun,
Cehaletin
Ürettiği köleliğin
Hayatın hızı uyum sağlama düzeyimizi aştı
Yoğun bilgi akışını bulunduğumuz her yere ulaştıran teknoloji kısır bir eylemsizlik sarmalına soktu hepimizi
Bizi sürekli başka bir yöne doğru çekiştiren gelişmeler içinde yine dağılıyoruz
Ölüme direnen
Tüm sararmamış yaprakları
Dalları olsun, dik dursunlar diye
Birbirlerine tutunabilecekleri
Bir ipe dizdim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!