Kimseyi değiştirmek gibi bir derdimiz yok
Gerçek neyse odur sözümüz
Zaten kimse kimseye göre değişmemeli
Değişenler, değişmeyenler ve değişemeyenler anlar ne demek istediğimizi
Ne biz başkaları adına istikametiz
Bugün ülkemizin ne tür bir durum ile karşı karşıya kaldığını anlayabilmek için son çeyrek yüzyılda yaşananların röntgenine bakmak gerekir.
Laik Cumhuriyet devrimleri ve Türk ulusu ile haçlı barbarlık yararına kavga etmek yerine, özelleştirme talanı, doğal kaynak talanı, yaşam pahalılığı ile ulusu bunaltmak yerine, demografik yapı değişikliği ile ulus devleti parçalamaya yönelik bölücülük çabaları içine girmek yerine akılcı ve bilimsel eğitim ve öğretim ile beyin göçüne sebep olmadan insan yetiştirmiş olsaydık herkes için zengin olması gereken tek yer devlettir ilkesini yaşatmış olsaydık bu yıkım yaşanmazdı.
✓ Uzayda kendi ürettiğimiz uydumuz olur, kendi hava savunma sistemlerimizi kurar filler tepişir iken çim gibi ezilme tehdidi ile karşı karşıya gelmezdik.
Ne varsa dilimin ucunda
Sevdiklerim de, sövdüklerim de paylarını fazlasıyla aldılar
Saklayamadım hiç bir sözümü kimseden
Benimle ölsünler istemedim
Doktor yoktu kendime söz dozu ile reçete yazarak hasta olmadan iyi kaldım.
Dediler ki yarım yüz yıl böyle bir sırra nasıl dayandın. Böyle bir dünyada bu sırrı belli etmeden nasıl yaşadın?
Bu savaşı tek başına nasıl verdin dedikler?
Yaşamda görevim buydu dedim.
Yazmam gerekenleri soğutamam anne adlı yaşanmış bir hikayemi paylaşmak istedim.
Yaşam hikayesi sağlam olanlara hakikat adına sahne verir.
Tinsel tesirler adına derin kazıyı başlattığım yıllar çocukluğumu yaşayamadığım yıllar olduğunu sonradan idrak ettim.
12 Eylül 1980 tarihinde başlayan zalim bir sürecin sonunu getirecek mücadelenin başlangıç noktası oldu bu yaşamsal tamamlanma süreci.
Okuldan döner dönmez derslerim, defterlerim, okumam ve yazmam gerekenlere odaklanıyordum.
Annem yemeğin soğudu ne zaman yemeğini yiyeceksin? Yemeğini yedikten sonra yapacaklarını yaz dediğini ve buna karşı yazmam gerekenler de soğumaması gerekiyor anne dediğimi bugün ki gibi hatırlıyorum.
Küçükken büyüklerim derdi ki
Art niyetli kusur aramak söküğü büyütür, söküğü görüp daha da büyüten de olur, örüp küçülten de.
Sözü nereye getirmek istiyorum?
Gelmeyeceğini bile bile bekliyorum işte,
Beklemekten vazgeçer geri dönerim bu gidişle,
Yokluğunla savaştırma beni,
Savaşı senin için bile kaybetmeyi göze alırım.
Gittiğinden beri sol yanımda ve soluğum da kaldın,
Konumuz hamaset değil, kimin yararına seyirci olduğunu bilmemiş olmayı deşeceğim bu yazıda.
Hamaset zaten insanlığa yakışan bir meziyet değil, insana eziyettir.
Başarının, sevginin, huzurun, barışın, yaşamın ve insanlığın önünde ki en büyük engel korkudur.
Emperyalizmin üç çocuğu var;
✓ Kapitalizm
✓ Faşizm
✓ Fanatizm
Para aracılığıyla güç çoklayan dünya ekonomik sistemi sömürgeci son dindir.
Bankalar, alışveriş merkezleri, benzin istasyonları, sigara şirketleri bu dinin her gün uğranması gereken kutsal yerleridir.
Bu din kendisine inananlara müşteri diyecek kadar kaba olduğu olduğu halde dünyada en çok taraftarı olan dindir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!