Hesaplaşmaya başlamak için 1938'i bekliyorlarmış.
Mustafa Kemal Atatürk'ün yaptığı devrimlerin tersini yaparak ve söylediği her düşüncenin tersini yapmamın sonu bunu yapmaya kalkanın sonunun gelmesidir.
Bir farkla. Biten ile birlikte bitmeyi hak etmeyenler en büyük bedeli öderler.
İnsanlığı satılmayan bir ilke kurtarır.
O ilke bir gelir bir sır bırakır sonra o ilkeye bilenen kini kurtaran ilkenin de habercisi de yine o ilkedir.
Atatürk* işte o ilkenin bugün geleceğinin habercisi bir ilkedir.
Önder Karaçay
▪️🔲▪️ Fatih'in İstanbul'u fethi güzelde
Fetihten sonra İstanbul'u tekrar
Düşmana direnmeden teslim eden
Vahdettin neyiniz oluyor sizin?
Eğer tarihin en iyi tarafından kendinize yontmak istiyorsanız
Yılgınlığa karşı yılmaz ol
Teslimiyete karşı direniş
Bölünmeye karşı birlik
Bozgunculuğa karşı bütünlük
Umutsuzluğa karşı umut
Eğer insan kalmak istiyorsan
Vatan sen, toprak sen
Umut sen
Alfabe, dil sen
Kelimeler yetmiyor ki
Anlatmaya
Şarlatanların biri artık Atatürk'ü aşmak gerekir demiş.
Atatürk'ü aşabilmek için önce Atatürk'ün seviyesine ulaşabilmek gerekir.
Bugüne kadar Mustafa Kemal Atatürk'ün seviyesine insanlık ulaşabilmiş değil ki!
Sonsuza kadar da ulaşabilmesi mümkün değildir.
Yıkıcı her niyet düşmanlık eder döner dolaşır çalar çırpar yıkmaya kalkar sonunda gelir Atatürk'e sığınır. Hiçbir güç Mustafa Kemal Atatürk düşüncesini aşamaz ve yenemez
Çünkü insanlığın yerine konabilecek başka bir düşünce yoktur. Bir tek düşmanlık yapılabilir. Onun da hakkından her çağda bir Türk mutlaka gelir.
İdeolojik bölünmeler neden tehlikelidir?
Kemalizm şahsidir Atatürk bunu asla kabul etmezdi.
Atatürk ismini bir ideolojiye hapsedersek değerini düşürürüz. İnsanlık devriminin yerine konulabilecek bir fikir yoktur.
“Efendiler, savaş, muharebe, nihayetinde meydan savaşı yalnızca karşı karşıya gelen iki ordunun çarpışması değildir. Bu, milletlerin çarpışmasıdır. Meydan savaşı, milletlerin tüm varlıklarıyla; ilim ve fen alanındaki seviyeleriyle, ahlâklarıyla, kültürleriyle, kısacası tüm maddî ve manevî güç ve erdemleriyle ve ellerindeki her türlü imkânla sınandıkları bir imtihan sahasıdır. Bu sahada, karşı karşıya gelen milletlerin gerçek kuvvetleri ve değerleri ölçülür. Sonuç, yalnızca bedensel gücün değil, bütün güçlerin, özellikle de ahlâkî ve kültürel gücün üstünlüğünü ortaya koyar. Bu sebeple, meydan savaşında yenilen taraf milletçe ve ülkece bütün maddî ve manevî varlığıyla mağlup edilmiş sayılır. Böyle bir sonucun ne kadar korkunç olabileceğini tahmin edersiniz. Yok olup gitmek yalnızca savaş alanındaki orduyla sınırlı kalmaz; asıl, o ordunun bağlı bulunduğu millet felakete sürüklenir. Tarih, başındaki hükümdarların, ihtiraslı politikacıların birtakım hayalî emelleri uğruna, istilacı orduların ve milletlerin düştüğü bu tür korkunç akıbetlerle doludur.”
Mustafa Kemal Atatürk
Bu pasaj, Mustafa Kemal Atatürk’ün 30 Ağustos 1924’te Dumlupınar’da yaptığı konuşmanın bir bölümüdür. İlk kez yayımlandığı yer: Hakimiyet-i Milliye gazetesi, 31 Ağustos 1924.
Çocukken içimde yaşadığım bir hayalim vardı.
Mustafa Kemal Atatürk'ün yaşadığı zaman da neden yaşamadım diye bir hayıflanma duygusu içimi sürekli kemirir dururdu.
Bunu şundan dolayı istiyordum. Devrim tam manasıyla kendisine sahip çıkacak bilinçte insan yetiştirmemişti.
Mustafa Kemal Atatürk'ün
Emanet ettiği vatan cennetti
1950 sonrası kol kola girmiş
Siyaset ve sermayenin kirli niyeti
Cehanneme çevirdi memleketi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!