Bu nasıl düzen böyle
Gölgesi var insan yok
Tükenmez dertler sardı başımızı
Her köşede karanlık emzirenler
Ne gören var ne duyan
ülkemde her şafak
Cellatların avazı
Gün ölümü öğrenir aç ve zulümle
Boyun eğmiş sürüler geçer
Aklını yem etmiş
Firavunun kanla yazılı diline
her şiir imgelerle süslenir
her kentin memelerinde sürgün
kent gözyaşlarına hazır göz gibi bakar
bekler küllerini
cellat sessizliğinde akarken zaman
kavalını çalıyor aç erguvan
yeşildir rengi özgürlüğün
çocuktur gülümser bin yıldır
kavgayla çoğalan insana
ve insanlar ölür
gözleri kahramanca kavgada
anlayabilmeli
PRANGALI DÖRTLÜKLER
meyhane üzerine
içti külhanbeyi oldu
içtikçe salyalaşan ağzı
tan ağarır gün kavuşur
rengi dökülür sokağın
turuncu yalnızlıklar tutuşur
çürür yenilgilere bakarken bakışlar
yorgundur etimiz
bezirgan in dişinde
Saksıya ekin beni
Adım petunya olsun
Her sabah koklayın
Öpücük verin yaprağıma
Güzel şarkılar söyleyin
Bir Yaşamak borcum olsun
Yeni bir kokuya davet edildim
Her tanışmada
İnsan ilk bakışı
yüzüme dağ gülü olup açtı
Kokladım noktadaki müzik gibi
Güldü yüzüme ruhuma su yatağı gibi aktı
Gözlerimiz yağmura benziyordu
Toprak başakla dans ederken
Öyle zamana akiyordu ki kavgamız
Taa ki puşt un eline geçerken baltalar
Ormanlar katliama hazırlandı
Tüm güzel insanlara merhaba
Hayvan severler
Doğa severler
Kurumadan akan dereler
Ekmek için direnen emekçiler
Doğan Güneşi öpen tüm canlılar merhaba




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!