anlayabilmek yılan dilli şu çarkı
insanca yaşamaya dilenmek
belki sindirellanın dudaklarında
belki umudun çırpınan yapraklarında
saplanıyor bedenime feryat
adı yok
bu kemirgen bozgunlardan
savaşlardan
afrikadaki yalnızlıktan
çocukların çığlıklarında
sayfalar yol olur
can bulur
esmerleşen gecenin yanaklarında
çılgın bir çocuktum ben
kaldırımlar tanır beni
birde sen tanırsın sevdam
dehşetli yanlızlıktan tutup alan gözlerin
mayis sabahi koşuşan menekşeler
Kaç sabah gelir geçer
Hangi viran geceye savururum kendimi
Hangi duvarlar yıkılır üstüme
Bir bilsem gözüm
Bir bilsem
Yinede yaşamak
Yaş elli dört bana her an gelebilir kıyamet
Sonunda kokar, ne bahar,ne yaz ,hep ihanet hükümdarlar elinde kırbaç, ağzında yalan
Dört nala coşmuş geliyor cehalet
Yaş elli dört bana her an gelebilir kıyamet
Yosmalar örtüyor sesimi ,sesimde mahkumiyet
Neden bu heves, atomlar parçalanır ölüme
Ah Arhavi ciğa tepesinden
Tam yirimi yıldır
Çirkin bir kadın gibi sarkıyorsun denize
Ne insanları kehribar diye satıyorsun bize
İnsanlar ki gördüm yüzü yok
Nereden konuşurdu belirsiz sözü yok
bugün üsküdarda bahar
yanıma kirlilikten kaçıp gelen
küçük kız var
mendil satar ince bilekleri ile
fikrinde
kendine yeni renk almaktır
acıyla yarış içinde büyüyor insan
Yaşıyoruz demekse bu günahı böyle
Karanlığın gölgesinde kayıp kaç haziran
acıyla mi boyanır gökyüzü söyle
Sus diyor göğsüm döven çingene
yüreğime seni çizdiler sevdiğim
hayat kokuyordun
ekmektin
suydun
yüreğime seni çizdiler sıcak sıcak
kaçışımı görecektin köşe bucak
günler keskin ustura ağzı gözlerimde
kalbimde hüküm sürer saltanatın
nerdesin
yüzün bu şehir
öfke dolanıyor bedenimde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!