bu gün ayrılık yüreğime dokunur
gözlerime bak
kahreden prangalar okunur
yangınları
leş kargalarını
ihaneti
Yıldız kaydı sol göğsüme
Açılır kapılar bakışlar örter üstümü
Zemheriye kapılmış kuştum
kelimeler dökülüyor evrenin boşluğuna
Bir yanım koşuyor uçuruma
Bir yanım gözlerin ilkahar
dışarda yağmur
gözlerimde yaşamanın yorgunluğu
sakallarım uzamış
yürüyor puşt kalabalığı
yüzümde boğum boğum çileler
ardı ardına yanlış
yapayalnız düşüyorum şafağa
kaldırımlarda insan sürüleri
bir ip atılmamış boynuma
beni bıçaklar ayrılık ölüleri
bana acıyı anlatan şehir
hoyrat düşüyorum günlere
efkarım dayanır gözlerime
sevdalıyım
demirlenmişim esmer gökyüzüne
ayağımda pranga
tutmaz dizlerim
bir ağacın gölgesinde oturmuşum
gözlerimden kaç parça acı düşer
azarlanmış çocuk olmuşum
kulağım hep bir sese vurgun
barış ve özgürlük
....................................
Kara gözüyle
Buğday teni ile
Pınara koşan nazlı ceylan
Dört yanda efkarımla kara sevdam
Karşıma çıkmadan önce
Çarpmadan sol yanıma sıcak, sıcak
gün çıngırağını gösterir
sen ellerin gözlerine düşmüşken
yedi kat yerin altına girdim
yüzümde dağılıyor
aşkın karanlık yüzü
anam tanımaz oğlunu
şimdi ellerim tuzakta
yar benden uzakta
bu hasretlik bitmez
başımdan belalar gitmez
kime ne diyem
idama giden insana ruhuna benzer aşk
soluksuz bırakır seni boğulursun
Yinede gitmek istersin aşka
Ve yine gülümsersin idam mahkumu gibi
seni idama sürükleyen ölüme
Hiç kırılmazsın ölüme yataklık eden uykuya..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!