gurbette dokuz doğurmaktayım
beter olmuşum
meydan okuyorum kırılmalara
felaket hüzünlü kaçışlarım
sevdiğini başkasına kaptırmak
arkadaş
1
sesim çıkmıyor
yıllar işkencelerde geçiyor
notasını yıtırmış sazım
mızrabı kırık
şah damarımda yalnızlık dolaşır
söylenenler söylendi
doğmak ve ölmek arasında
hoyrat kaldı ömür
saatler karanlığa yürür
mendillere doluyorsa hüzün
birikir uykusuz geceler
yürüdü zaman cemre kuşanarak
dayandı kanlı ve aç ağıtlara
can pazarına
çiçek ölümlerine
kalırken yivlerde paramparça dudaklar
bu yolda esmer uçurum olmasa
Kötülüğün kokusu gelir düşlerime
ağlar mi tanrılar bilmem
Hep bir yanımızda kölelik bir yanımız esaretten kaçmış telaş
Kölelik hep Kölelik
Şehirler darağacına benzemiş
yorgun çarpıyor kalbim
kayıp sevinçlerin ülkesinde
biz değilmiydik erguvan
bizdik dik duran
özürlüğü toprağa savuran
Kadın gülmeli
Sabah ayazında düşmüşsun yola
Üşüyen bedenine doğan güneş vurur ya
Ve birden hayat renk verir
Her nefes alan yaşıyormu
Her yaşayan nefes alıyormu ?
..............
Saniyelik bir bakışımda boğuldum gözlerinde
Elim
Ayağım
Kanadım
Mecalim
Kadınım
Aşkla tanışıklığım
Dökülürken pembe bulutlar
Göz kapaklarının altında
Yalın ayak geldiler Anadolu dan
Onurları ve yalandan ırak kemikleri vardı
Ve çivi işlemez çakır gözleri
Taşı toprağı altın dediler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!