tan ağarır gün kavuşur
rengi dökülür sokağın
turuncu yalnızlıklar tutuşur
çürür yenilgilere bakarken bakışlar
yorgundur etimiz
bezirgan in dişinde
gecenin biri
sokaklar namusuna dokunulmuş genç kız gibi
sessiz
beynimde zehir zemberek anafor yorgunluğu
ay kendini bölmüş
gangster avazında kurulmuş saatler
ülkemde her şafak
Cellatların avazı bilenir
Gün ölümü öğrenir aç ve zulümle
Boyun eğmiş sürüler geçer
Aklını yem etmiş
Firavunun kanla yazılı diline
her şiir imgelerle süslenir
her kentin memelerinde sürgün
kent gözyaşlarına hazır göz gibi bakar
bekler küllerini
cellat sessizliğinde akarken zaman
kavalını çalıyor aç erguvan
Alnımıza çakılırken figüranı bol sıva
Kadınlar kendini devşirir tencere tava
Sofistike ses geliyor
Hep aynı hava
Sürülerle penguen mevsimi
Gökten zembille mi indi acaba
Dalkavuk apoletli gidiyor zaman
saltanat kemirgen kemirir etimi
şakşakçılar toplaşmış karanlık bir uluma
sömürünün itimi
kula kulluk edenler
ve pusuda ağlamaklı kardelen çiçekleri
aydınlık zalimin elinde böcek
halkın karşısına geçmiş köçek
diyor ki bir ayran ver de içek
kendimizden geçek
böyle adam ederiz milleti
karanlıkta gelip
konuştu fikrine gem vurdun
konuştu kendini kul gördün
konuştu kefen gördün
konuştu
o konuştukça sen sustun
ne cennetin kaldı ne etin
Cehennem çığlığıyla geliyor
Kan içinde eller
Bir kimliği var
Karanlığın deminde zulmün konserini dinler
Ve dünya dönüyor
Dövülür ışıklar ardında sarışın yosma
korku ve zehir
sözcükler çürümüş
kenevire dönmüş şehir
anlatamıyorum kendimi
içimde ciğersiz prometheusa
on ekim gibi düşüyorum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!