“Neyse”nin İçinde Saklananlar
Günlük hayatın en masum görünen kelimelerinden biridir “neyse.”
Kısa, sade, zararsız gibi durur.
Ama çoğu zaman bir cümlenin sonu değil, içe atılmış bir fırtınanın üzerini örtme biçimidir.
İnsan “neyse” dediğinde gerçekten vazgeçmez çoğu şeyden.
Sadece anlatmaktan vazgeçer.
Çünkü bilir; anlatsa anlaşılmayacak, konuşsa büyüyecek, ifade etse küçümsenecek.
İşte tam o noktada devreye girer bu küçük kelime.
“Neyse…”
Oysa o kelimenin içinde birikir kırgınlıklar.
Söylenememiş sitemler, yarım kalmış hesaplaşmalar, içten içe edilen sitemli cümleler.
Bazen bir triptir aslında, bazen bastırılmış bir öfke,
bazen de açık açık söylenemeyen bir küfürün en kibar hali.
Toplum olarak duygularımızı açıkça ifade etmekten kaçındıkça,
“neyse”ler çoğalır hayatımızda.
Her “neyse”, biraz daha uzaklaştırır insanları birbirinden.
Çünkü konuşulmayan her şey, zamanla büyür;
büyüdükçe de içten içe çürütür ilişkileri.
Bir noktadan sonra “neyse” demek, bir erdem değil,
bir kaçış haline gelir.
Yüzleşmek yerine susmayı seçmenin,
anlaşılma ihtimalini bile denemeden geri çekilmenin konforudur.
Ama şunu da kabul etmek gerekir:
Her insan her şeyi anlatacak gücü bulamaz içinde.
Bazen gerçekten susmak daha kolaydır.
Fakat kolay olan, çoğu zaman doğru olan değildir.
Belki de mesele “neyse” dememekte değil,
onu neden dediğimizi fark edebilmekte.
Gerçekten boş mu veriyoruz,
yoksa içimiz dolu olduğu halde susmayı mı seçiyoruz?
Çünkü bazı “neyse”ler vardır ki
bir cümleyi bitirmez…
Bir insanı yavaş yavaş tüketir.
Kayıt Tarihi : 4.05.2026 23:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!