Seni özledim kardeşim…
Bir dağ başı yalnızlığı gibi çöktü yokluğun içime.
Sesini özledim,
O içimi ısıtan sohbetini.
Gün daha doğarken
Ben akşamı bekledim.
Bir çift laf eder miyiz diye,
İki yürek yan yana gelir mi diye.
Seninle konuşurken
Sanki yanı başımdasın be arkadaş…
Nefesin değiyor yüzüme,
Kalp atışını duyuyorum sanki.
Bir türkü gibi düşüyorsun içime,
Bir sıcak çay buharı gibi
Üşümüş gönlümü sarıyorsun.
Bu kahır yüklü dünyada
İnsanın omzuna el koyan biri varsa,
Sırtını yaslayacağı bir dostu varsa,
Zenginlik dediğin odur işte.
İyi ki varsın arkadaşım…
İyi ki sesin karıştı ömrüme.
Yoksa bu hayat,
Bir kuru ayazdan ibaret kalırdı…
Kayıt Tarihi : 19.11.2005 22:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Hayatı ölçmek için yanlış cetveller kullanıyoruz çoğu zaman.
Kimin seni aradığıyla, kiminle yürüdüğünle, hangi unvanı taşıdığınla, hangi kapılardan geçtiğinle.
Oysa hayat, bu gürültülü ayrıntıların içinde sessizce kaybolan bir hakikattir.
Hayat; vitrin değildir.
Ayakkabının markası, saçının şekli, teninin rengi, yaşadığın şehir ya da çalıştığın iş
Bunlar yalnızca dış kabuktur.
İçeride ne taşıdığınsa çoğu zaman kimsenin sormaya cesaret edemediği asıl sorudur.
Çünkü hayat, aslında kim olduğumuzla değil; kimlere nasıl dokunduğumuzla ilgilidir.
Kimi sevdiğin…
Kimi incittiğin…
Birinin kalbine istemeden de olsa bıraktığın o ince sızı
Ya da bir anlık şefkatle iyileştirdiğin bir kırıklık…
Hayat, tam da bu görünmeyen izlerin toplamıdır.
Kendin için neler hissettiğindir hayat.
Aynaya baktığında gördüğün yüzle barışık olup olmadığındır.
Gece başını yastığa koyduğunda içini kemiren pişmanlıklar mı, yoksa küçük de olsa bir iyiliğin huzuru mu eşlik eder sana işte mesele budur.
Güvenmektir hayat
Korkuya rağmen inanmaktır.
Kırılacağını bile bile sevebilmektir.
Mutluluk, kusursuzlukta değil; eksiklerle birlikte yürüyebilmektedir.
Hayat; arkadaşına omuz olmaktır, düştüğünde elini uzatmaktır.
Nefretin kolaycılığı yerine sevgiyi seçmektir.
Kıskançlığın karanlığını yenip, başkasının ışığında da ısınabilmektir.
Ve belki de en zor olanı
İnsanları sahip olduklarıyla değil, oldukları gibi görebilmektir.
Çünkü biz, çoğu zaman insanı değil, onun üzerindeki etiketleri severiz.
Oysa hayat, etiketlerden arındıkça anlam kazanır.
Bir söz söylemekle, o sözü gerçekten kastetmek arasındaki farktır hayat.
Dil ile kalp arasındaki mesafeyi kapatabildiğin ölçüde yaşarsın.
Ve en önemlisi…
Başka hayatlara değebilmektir.
Bir çocuğun gülüşünde, bir dostun hafiflemiş omuzlarında, bir yabancının içten “iyi ki”sinde yer edebiliyorsan işte orada başlar hayat.
Çünkü hayat, her şeye rağmen sevebilmektir.
Sevilmeyi beklemeden sevebilmek…
Kırılmışken bile kalbini tamamen kapatmamak
Ve bütün eksikliğiyle, bütün ağırlığıyla, bütün güzelliğiyle bu dünyaya “evet” diyebilmektir.
Gerisi mi?
Gerisi, sadece detaydır.
uzaklığın en yakın sesi...
varlığın en sıcak hazinesi...
özlemin en kısa mesafesi...
mutluluğun en has dengesi...
esenliğin en zevkli şelalesi...
birliğin hissiyat kaynağı...
can yongası pare pare...
Arkadaş...
bakarsan bağ olduğu
bakmazsan dağ olurluğu...
en hür seçim güvenliği
kendine öz bakışa
bir aynadır arkadaş...
ve arkadaşım...
Seni özledim sohbetini özledim
Gün başlarken akşam olmasını bekledim
Seninle görüşürken sanki yanımdasın
Nefesini kalp atışlarını hissederek
Seninle sohbet ediyorum
Sen beni mutlu ediyorsun iyiki varsın
demeye doyulur mu hiç...en sevdiğim ilgi alanımdır arkadaş... sevgiye eşdeğerliğe en güçlü kavram içeren bir düşünceyi ansıyorum her zaman... bazen dost kavramıyla karıştırılıyor bu...
halbuki, dostun dosta selamı denilen
Kendi yüreğine yâr olabildiğine iltifatıdır, bu değer...
şimdi çık çıkabilirsen buradan... tutkunuyum ben bu kavramın... kutluyorum bu güzel yorumlarınızla seçtiğiniz bu konuyu...
sevgilerim, saygılarımla
TÜM YORUMLAR (15)