renklerden gri, gri, gri, kaç fitten bana bakar sorsan, /hey; hep maviyi bekleyen, /çekil aşağımdan; ki deniz suyu, köpük, bulanık burnumun ucu…;
ve sen bir yudum suyla niyetlenmiş, susuzluktan içi yangın yeri maşuk; çekip gittin gurbetinden sılana, hokkabazın şapkadan tavşan çıkarması gibi, sunamam sana bir cam kâse dolusu su şimdi, ki iç okyanus gözlerimin hayalini kana kana ki, dualarım, içini daha da kanatacak, bir kızıl gonca gül gibi…,
huzur esenli bir fecirde, çok yakın ve uyanıktım sana, ama bu gri sabahta çok uzaksın evet bana; ah;
iki yanı körpe çınar ağaçlarıyla bezeli, o atasız bulvarın çamur deryasına bulandığı gecede, ve ayaklarımın yere basmadığı bir demde, onca senelik yıkıntıdan, ve virâneden çıkmışlığın yürek gücüyle inerken yokuş aşağı, bildim ki; vaktinden çok sonra gelen meşkin, transandantal ve gizemli boyutlarını, seyridir; aşk…,
ki neden anlamak bu kadar zor ve hayat, bu kadar zor olmak zorunda mı, senkronize kederlerimiz ya hû;
ah kalbimin kamburu aşk, içimin güvesi…, ve üvey düşlerimin silsilesi sağlamlardan el almış efendisi, bırak beni; acının eşiğindeyim, telaşla düşüyorum maviden, oysa sen inatla, yüzümde susan nehre atıyorsun kendini, yalvarıyorum sana, kemirip bitir senden kalan ne varsa,
Bana 'nerelisin' diye soruyorlar Tam söyleyecekken; Senin 'oralı' olmayışın geliyor aklıma Susuyor ve ben de oralı olmuyorum... Sonra 'yaralıyım' diyorum 'yaralı' Hem de merkezinden...
Kimdi bilmem. Oyun parkında yere düşen bir kız çoçuğu sadece.Öylece duruyordu yanına gittim. İyimisin diye sorduğumda evet iyiyim diye cevap verdi.Elimi uzattım, kalk hadi ozaman dedim.Kalkmadı.Israr ettim, kımıldamı bile.Madem iyisin neden kalkmıyorsun dediğimde verdiği cevap; ama çok kötü düştüm...
renklerden gri, gri, gri,
kaç fitten bana bakar sorsan,
/hey;
hep maviyi bekleyen,
/çekil aşağımdan;
ki deniz suyu,
köpük,
bulanık burnumun ucu…;
ve sen bir yudum suyla niyetlenmiş,
susuzluktan içi yangın yeri maşuk;
çekip gittin gurbetinden sılana,
hokkabazın şapkadan tavşan çıkarması gibi,
sunamam sana bir cam kâse dolusu su şimdi,
ki iç okyanus gözlerimin hayalini kana kana ki,
dualarım,
içini daha da kanatacak,
bir kızıl gonca gül gibi…,
huzur esenli bir fecirde,
çok yakın ve uyanıktım sana,
ama bu gri sabahta çok uzaksın evet bana;
ah;
iki yanı körpe çınar ağaçlarıyla bezeli,
o atasız bulvarın çamur deryasına bulandığı gecede,
ve ayaklarımın yere basmadığı bir demde,
onca senelik yıkıntıdan,
ve virâneden çıkmışlığın yürek gücüyle
inerken yokuş aşağı, bildim ki;
vaktinden çok sonra gelen meşkin,
transandantal ve gizemli boyutlarını,
seyridir; aşk…,
ki neden anlamak bu kadar zor ve hayat,
bu kadar zor olmak zorunda mı,
senkronize kederlerimiz ya hû;
ah kalbimin kamburu aşk,
içimin güvesi…,
ve üvey düşlerimin
silsilesi sağlamlardan el almış efendisi,
bırak beni;
acının eşiğindeyim,
telaşla düşüyorum maviden,
oysa sen inatla,
yüzümde susan nehre atıyorsun kendini,
yalvarıyorum sana,
kemirip bitir senden kalan ne varsa,
Bana 'nerelisin' diye soruyorlar
Tam söyleyecekken;
Senin 'oralı' olmayışın geliyor aklıma
Susuyor ve ben de oralı olmuyorum...
Sonra 'yaralıyım' diyorum 'yaralı'
Hem de merkezinden...
- Bedirhan Gökçe
Kimdi bilmem. Oyun parkında yere düşen bir kız çoçuğu sadece.Öylece duruyordu yanına gittim. İyimisin diye sorduğumda evet iyiyim diye cevap verdi.Elimi
uzattım, kalk hadi ozaman dedim.Kalkmadı.Israr ettim, kımıldamı bile.Madem iyisin
neden kalkmıyorsun dediğimde verdiği cevap; ama çok kötü düştüm...