Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • bir sen bir de ben30.10.2008 - 21:41

    David & Igor Oistrakh - (Vivaldi,Handel,Benda,Wienawski,Bach,Sarasate)

  • geçiş30.10.2008 - 21:38

    ...

    Batı'nın her işi, 'insansız-insanı devreden çıkarma' anlayışı üzerine bina edilmiştir, dedik... Teknolojik gelişmelerden tutun, eğitim, iktisat vs. hayatın her sahasında insan müdahalesini devreden çıkartmayı gaye edinen Batı hayat tarzına bağlı sistem anlayışı, neticede de büsbütün sanal olan dev miktarlarda para transferine ve borca dayalı bir ekonomik düzen meydana getirmiştir... Bu sanal ekonomi, hayatın gerçekleriyle karşılaştığında ise, bütünüyle çöküşe geçmiştir...

    İngiltere liberal kapitalizmin mabedi olarak bilinir... Geçtiğimiz asırda da, bu asırda da, liberalizmin sekteye uğradığı ve can düşmanı kamulaştırmaya maruz kaldığı ilk ülke hep İngiltere olmuştur... Bugün, İngiltere başta olmak üzere, ABD'deki birçok dev bankaya devlet tarafından el konulmaya başlanmıştır... Kapitalist-emperyalist Batı hayat nizâmı, Ultra liberalist Fransis Fukuyama'yı yalanlarcasına, 'tarihin sonu ve insanlığın son evresi' olarak yaftalanan liberalizm, 'Batı için tarihin sonu ve insanlığın yeni bir evre'ye geçişinde, zalim bir ara durak olarak ömrünü doldurmuştur...

    ...

  • film replikleri30.10.2008 - 21:37

    - We're not gambling... We're following a specific set of rules and playing a system...

  • rejim30.10.2008 - 21:33

    ...

    - Batı'nın Yeni Dünya Düzeni dediği emperyalist dünya düzenine nisbetle, asıl biz Osmanlı'nın torunları olarak Yeni Dünya Düzeni'ni gerçekleştirmeliyiz...

    - Tabiî, öncelikle bunu bizim kendi içimizde gerçekleştirmemiz gerekmekte... Bunu gerçekleştirdik mi dışarıdan gözlemlendiğinde, zaten dışarıdakiler için de ufuk açıcı...

    - Cazibe merkezi...

    - Cazibe merkezi olmalı... Şimdi bizim, Batı toplumlarındaki gibi -ki, Amerika Batı toplumlarının günümüzdeki öncüsü- efendi/köle anlayışımız yok... Yani, 'biz dünyanın efendisi nasıl oluruz? ' gibi bir derdimiz olmadı...

    - Kastettiğimiz Osman Gazi'nin dediği gibi 'ben dünyaya adalet götürmek için mücadele ediyorum; nizam-ı âlem için...'

    - Evet! Zaten o adalet ve güvenlik meselesidir... Şimdi birçok kimse, kendi vatandaşlarımız da, Batılılar da -çoğu-, Osmanlı haritasına baktıkları zaman, üç kıtada hüküm süren Osmanlı'yı, her yeri fütuhatla aldı zanneder...

    Hâlbuki, fütuhat sayılı kilit noktalarda gerçekleşmiştir... Coğrafî olarak, o genişlemenin büyük bir kısmı, birçok yer, kendileri Osmanlı'ya başvuruyorlar ve 'bizi de kendi topraklarınıza katın ve bize sancak gönderin; biz de size katılmak istiyoruz! ' şeklinde gerçekleşmiştir... Neden? İşte o adalet ve güvenliği Osmanlı'da bulmuşlardır...

    ...

    - Türkiye'nin bugünkü temel meselesi Batılılaşmaya çalışıp, Batı toplumlarının bir parçası olmaya çalışırken, Batı'yı tanımadan, anlamadan, kendine göre bir 'Batı' tahayyül ederek... Şimdi, deminden beri biz neden bahsediyoruz; 'demokrasi ve insan hakları' Batı'nın temel lafları... Evet, 'demokrasi ve insan hakları' Batı kaynaklı laflar bunlar... Eski Yunan'da 'demokrasi' lafının çıktığı Atina... Atina'nın beşte dördü köle, beşte biri efendi! Atina'dan sonra Amerika'da demokrasiyi görüyoruz; Amerika'da demokrasi olduğu söylendiğinde toprak sahipleri 'özgür' ve 'efendi' ve Afrika'dan getirilmiş köleler var... İnsan sayılmayan kıtanın yerlileri...

    Şimdi biz, demokrasi kavramında, Batı'da bunun hangi şartlarda ortaya çıkıp, nasıl tatbik edildiğini ciddi bir şekilde araştırıp, incelememişiz... Lâf: 'Demokrasi özgürlük demektir! ', 'Demokrasi, insan hakları demektir! ' falan... Burada, kanun-nizam tanımaz bir demokrasi tanımına geliyoruz! Şimdi burada Türkiye'de, Batı'da tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş... Yani, 18. yüzyılın sonunda başlayıp, 19. yüzyıl boyunca, İngiltere, Fransa, Almanya sanayi toplumu hâline geldiler... Batı'da, bu sanayileşme sürecinde, o dönemde 'demokratikleşme' diye bir şey yoktu! Çok keskin şartlar, çok keskin disiplinler içinde gerçekleşti bunlar! Bize gelince; biz, sanayileşmeden önce demokratikleşme yoluna girdik... 2.Dünya Savaşı sonrasında Sovyetler'den tehdit gelince -boğazlardan üs istemek, Kars-Ardahan üzerindeki talepleri gibi- biz Amerika'ya yanaştık! Amerika da dedi ki bize, 'ben sana yardım ederim, ama, senin diktatöryal bir rejimin var, biz 2. Dünya Savaşı'nda diktatöryal rejimlere karşı savaştık, halkımıza bir diktatörlük rejimini desteklediğimize dair izah yapamayız, onun için sen demokrasi'ye geç! '

    ...

    - Bundan 4 sene önce, şu anda meşhur Ergenekon Operasyonu'nun temeli bina edilen Donanma Komutanı Oramiral Özden Örnek'in oğlu Tolga Örnek'in çektiği 'Gelibolu' isimli bir film var... Siz o film üzerine hem Ulusal TV'de konuştunuz hem de kitabınızda mevzu ettiniz... O film için İngiliz emperyalizminin, Batı emperyalizminin gözüyle yansıtıyor film olarak diyebilir miyiz?

    - Tabiî, tamamen doğru... O filmi yapanlar akılları sıra çok büyük kurnazlık içindeler... Çanakkale meselesi İngilizler, Avustralyalılar ve Yeni Zelandalılar için çok önemli bir konu...

    - Anzaklar...

    - Anzaklar zaten Avustralya ve Yeni Zelanda birlikleri... Ve İngilizler... Onlar açısından çok önemli... İngilizler açısından önemli... İngilizler orada çok büyük bir yenilgi, tarihlerinde yaşamadıkları bir yenilgi alıyorlar... Bunun yanı sıra Avustralyalılarla Yeni Zelandalılar ülkelerinin dışında, yaşadıkları toprakların dışında, hiç ilgileri olmayan bir yere gelip İngilizler için savaşıp canlarını veriyorlar... Ve ilk defa Çanakkale Savaşları dolayısıyla İngilizlerden, İngiliz İmparatorluğu'ndan ayrı bir Avustralya, Yeni Zelandalılık bilinci ortaya çıkıyor Çanakkale Savaşı'nda... Bu açıdan Çanakkale Savaşları hem İngilizler için hem Avustralyalılarla Yeni Zelandalılar için çok önemli... Burada bir kurnazlık var... Bu kurnazlık da 'Biz TSK'nın imkânlarından yararlanarak bir film yapacağız ve bu filmi yaparken İngilizlerin ve Avustralyalıların, Yeni Zelandalıların kanayan yaralarına merhem süreceğiz. Ah ne acı, bizim de gönlümüz kanıyor. Sizin askercikleriniz geldi buralarda can verdiler.' Şimdi tamamen bir madrabazlık olayı... Ve bu madrabazlık olayına, babası Deniz Kuvvetleri Komutanı olan bir delikanlının ön ayak olması yüzünden maalesef çok yazık ve çok ayıp olarak Silahlı Kuvvetlerimiz de bu işe angaje edilmiş durumdalar... Biz kendi şehitlerimizi bir tarafa bırakıp İngiliz ve Avustralya, Yeni Zelanda ölüleri için gözyaşı döken bir film yapıyoruz... Hesap ne? 'Bu ülkelerde bu film satılacak. Biz bu işten çok para kazanacağız.'

    - Anzakların burada ne işi var? İngilizlerin vatanımızda ne işi var? Bunlar hiç sorulmuyor...

    - Evet... Şimdi bakın çok güzel bir nokta... Yeditepe Üniversitesi'nde ben ders veriyordum... Bir gün haber geldi... Tolga Örnek gelmiş Yeditepe Üniversitesi'nde bu filmin tanıtımını yapacakmış... 'Öğrenciler o saatte dersi bırakıp ona gitsinler. Siz de buyurun.' falan... Öğrenciler hevesli... Filmi göreceğiz zannediyorlar... Sadece fragmanları gösterildi... Öğrenciler 'Hani filmi seyredecektik' diye sorduğunda 'Filmi gidin sinemada seyredin' cevabını aldılar... Sinemada seyretmiş olan öğrenciler varmış aralarında... Onlar kalktılar dediler ki 'Siz İngilizlerin neden Çanakkale'ye geldiğini göstermemişsiniz. Bu bir işgâl hareketi.' Tolga Örnek'in cevabı, 'Biz de işgâlci bir ülkeydik. Bizim Mısır'da, Suriye'de ne işimiz var? '

    ...

    - Rusya'yla Gürcistan savaşıyor arada Türkiye eziliyor...

    - Evet...

    - Kafkaslar Türkiye'yi eziyor...

    - Evet...

    - Burada mesela şeye gelir misiniz Türkiye'nin tarihî misyonunu hatırlaması noktasına... Türkiye ne kadar görmek istemese bile işte Gürcistan'la Rusya savaşıyor, gözler Türkiye'ye çevriliyor Batum'da, Acaristan'da... Bosna-Hersek'de bir hadise oluyor umutlar Türkiye'de...

    - Kosova...

    - Yani Somali'de bir şey oluyor, orada bir şey oluyor gözler Türkiye'de... Türkiye şaşırıp nerden çıktı bunlar falan diyor... Oysa bir yerden çıkmadı, bunlar vardı... Sen görmek istemedin... 100 yıl sonra patlıyor her şey... Tarihî misyonunu hatırlatıyor, yani dünyaya nizam verme misyonunu hatırlatıyor...

    - Çok doğru... Biz tarihî özelliklerimizi ve bu tarihî özelliklerin Türkiye'ye getirdiği yükümlülükler, sorumlulukları bir tarafa bırakıp unutup, 'Batı'nın bir parçası nasıl oluruz? ' hayaline kapılmış durumdayız... Ama biz 'Aman Batı ile bütünleşelim. Orada çok para var. O paradan biz de yararlanalım' hayali iştahı içindeyken bahsettiğiniz, çok yerinde, çok doğru olarak bahsettiğiniz o tarihî yükümlülükler, sorumlulukları birden karşımızda buluveriyoruz...

    ...

  • kendime not30.10.2008 - 21:33

    'Pioneer 10' becomes the first man made object to leave the solar system...

    13.6.1983

  • film replikleri26.10.2008 - 22:14

    - And dreaming is a luxury I've never permitted in my company...

  • bir sen bir de ben26.10.2008 - 22:13

    Chabrier - Oeuvres pour piano (Marcelle Meyer, Francis Poulenc)

  • maziden biri26.10.2008 - 22:11

    Beethoven

    Piano Concerto No.4

    Orchestre Symphonique de Vienne

    (Wiener Symphoniker)


    piano: Clara Haskil

    direction: Herbert von Karajan

    live recordings: October, 25 & 26.1952

  • Aşk iki kişiliktir26.10.2008 - 21:53

    Hollies - Bus Stop...

  • aksak26.10.2008 - 21:50

    Aksak Ritim Üzerine 10 Taslak, Op.58