"Fra poco arriva il Natale, non vedo l'ora. Il periodo piû bello dell'anno. Ovviamente, passerô il Natale in famiglia. con mia moglie, i miei genitori, mia sorella, mia nonna, ecc. La sera del 24, la vigilia di Natale, sarô a cena da mia nonna. II 25, il giorno di Natale, farô un pranzo a casa dei miei genitori." La lettera di Alessandro (Noel yakında geliyor, sabırsızlanıyorum. Yılın en güzel zamanı. Açıkçası Noel'i ailemle geçireceğim. Eşimle, ailemle, kız kardeşimle, büyükannemle vb. 24'ü Noel arifesi akşamı büyükannemle akşam yemeği yiyeceğim. Ayın 25'inde, Noel Günü, öğle yemeğini ailemin evinde yiyeceğim.) Alessandro'nun mektubu
Seçmek. / İng. "All right, everybody choose a buddy for the field trip." (Pekâlâ, herkes gezi için kendine bir arkadaş seçsin.) Buddy: Ahbap, kanka, dost, arkadaş.
We are at home. (Biz evdeyiz). / İng.
İt.: Noi siamo a casa.
Dove vai stasera con la tua famiglia? (Bu akşam ailenle nereye gidiyorsun?)
İng.: Where are you going tonight with your family?
Famiglia (Aile) / İt.
"Fra poco arriva il Natale, non vedo l'ora. Il periodo piû bello dell'anno. Ovviamente, passerô il Natale in famiglia. con mia moglie, i miei genitori, mia sorella, mia nonna, ecc. La sera del 24, la vigilia di Natale, sarô a cena da mia nonna. II 25, il giorno di Natale, farô un pranzo a casa dei miei genitori."
La lettera di Alessandro
(Noel yakında geliyor, sabırsızlanıyorum. Yılın en güzel zamanı. Açıkçası Noel'i ailemle geçireceğim. Eşimle, ailemle, kız kardeşimle, büyükannemle vb. 24'ü Noel arifesi akşamı büyükannemle akşam yemeği yiyeceğim. Ayın 25'inde, Noel Günü, öğle yemeğini ailemin evinde yiyeceğim.)
Alessandro'nun mektubu
Teşekkür. / İt.
Grazie mille per tutto (Her şey için binlerce teşekkür). / Thank you so much everything
Pleasure: Zevk, keyif, sevinç, şeref. / İng.
"It's been a pleasure serving you too, buddy."
(Bugün sana da hizmet etmek bir zevk, ahbap.)
Zevk, keyif, sevinç, şeref. / İng.
"It's been a pleasure serving you too, buddy."
(Bugün sana da hizmet etmek bir zevk, ahbap.)
"Yeah, your mom's right, buddy, I gotta go."
(Evet dostum, anne haklı, benim gitmem gerek.)
Seçmek. / İng.
"All right, everybody choose a buddy for the field trip."
(Pekâlâ, herkes gezi için kendine bir arkadaş seçsin.)
Buddy: Ahbap, kanka, dost, arkadaş.
Robert, buddy, of course I came to you first.
(Robert, dostum, tabii ki ilk sana geldim.)
1. Aracı. (Fr.: comprador)
2. Çok zengin kimse.