Kültür Sanat Edebiyat Şiir

harman sizce ne demek, harman size neyi çağrıştırıyor?

harman terimi Gamze Temel tarafından tarihinde eklendi

  • Ömürlü Aksoy
    Ömürlü Aksoy

    HARMAN ZAMANI

    Köyümle ilgili çok sayıda hatıram var. Bu hatıralarımdan biri de harman zamanı yaşadıklarımla ilgilidir. Şöyle ki eskiden Haziran ayının
    3. haftasından itibaren herkes, tırpan, tırmık, dirgen, anadut, yaba, orak adını verdiğimiz tarım aletlerini tamire başlardı. Çünkü hasat için
    hazırlık yapmak gerekirdi. Tırpanın kesici ağzı bir örsün üzerinde çekiç ile vura vura inceltilirerek keskinleştirilirdi, buna 'tırpan dişeme' denirdi.
    Tırmıkların dişlerinde eksiklik varsa yenisi yapılırdı. Ağaç ve tahta malzemeden yapılmış olan anadut ve yabaların kırık olan yerleri,
    ıslatılarak yumuşatılmış hayvan derileri ile sarılıp, üzerine küçük çiviler çakılmak süretiyle tamir edilirdi. Aletleri hazırladıktan sonra
    ekinlerin olgunlaşıp, olgunlaşmadığını kontrol etmek için şafak vakti kalkıp, gün doğmadan tarlaya varılırdı. Köye uzak olan tarlalara at
    arabası ile gidilirdi. Arpalar daha önce olgunlaştığı için önce arpa biçilirdi. Biçilen ekin saplarından oluşan deste, 'tırpan' yardımıyla bir
    adım geri çekilir, tırpan ile desteye bastırılıp bırakılırdı. Böylece biçicinin sol tarafında aynı hizada oluşan desteler, 'orak' denilen yarım daire
    şeklindeki ağaç saplı el aleti ile toplanıp, ekinlerin başakları iç kısımlara getirilmek suretiyle belirli aralıklarda yığınlar yapılarak kurumaya
    bırakılırdı. Bu arada desteler alınırken yere dökülen saplar, 'tırmık' yardımıyla toplanır, yığınların ortasına konurdu.
    Yığınlar kuruduktan sonra, at arabasının teknesi indirilir, arabanın üzerine bir metre dışarı taşan uzun kanatlı 'sal' yapılırdı. Daha sonra
    sallarla tarlaya gidildi. Önceden hazırlanmış olan yığınlar 'anadut' yardımı ile alınır, başaklı tarafları iç tarafa gelecek şekilde sala
    yüklenmeye başlanırdı. Salın üzerine desteci biner, anadutçu destecinin istediği yere desteyi verir. Desteci desteyi alır ve salın üzerine
    elindeki orak ile istif ederdi. Salın üzerine yüklenen destelerin boyu anadut ile yetişilemeyecek kadar yüksekliğe geldiği zaman, yükleme
    biter ve sıra yüklenen desteleri bağlamaya gelirdi. Salın, sağ ön ve sol ön tarafında bağlı bulunan iki urgan, salın üzerinden arka tarafa
    doğru atılır ve arabanın alt kısmındaki halkaya geçirilir, destelerin düşmemesi için sıkıca çekilip bağlanırdı. Daha sonra köyde bulunan
    harman yerine doğru yola çıkılırdı.
    Harman yerine gelince, sapların döküleceği yer temizlenir, varsa yabani otlar kesilir, taşlar toplanırdı. Araba, hazırlanan yere yanaştırılır
    ve sapları sıkıştırmak için kullanılan urgan gevşetilerek sal boşaltılırdı. Bu iş, tarlalardaki ürünlerin tamamı harman yerine getirilinceye kadar
    devam ederdi. Arpa, buğday ve yulaf birbirlerine yakın fakat ayrı ayrı yerlere dökülürdü. Harman yerine dökülen saplar bir 'dirgen' yardımı ile
    40-50 cm yüksekliğinde yere yayılırdı. Daha sonra yayılan saplar, biraz kırılsın ve çöksün diye hayvanlar (at veya öküzler) boş olarak bu
    sapların üzerinden epeyce gezdirildikten sonra hayvanlara takılan boş düvenle ve ardından insanların düvenin üzerine binmesiyle 'düven
    sürme' faslı başlardı. Artık o yakıcı sıcağın altında tam bir buçuk, iki gün dön Allah dön. Bir buçuk, iki gün sonra saplar incelince hayvanlar
    dinlendirilir, yere yayılan saplar aktarılır, sapların ince yeri alta, alttaki iri yeri üste çıkarılırdı. O sıcakta düven sürme işi yeniden
    başlardı. (Düven: Harmanda ekinlerin sapı ve tanelerini ayırmak için kullanılan, önüne koşulan hayvanlarla çekilen, alt yüzünde keskin
    çakmak taşları dikine çakılı bulunan, kızak biçiminde araçtır.) Harmanın üzeri tekrar inceldikten sonra harman son olarak bir daha aktarılır
    ancak bu kez dirgenle adeta bir elek gibi eleyerek irileri üste çıkarılır, bir kez daha düvenle sürülürdü. Saplar iyice incelip saman haline
    geldikten sonra, bu kez saman ile karışık halde bulunan ürün, yaba, dirgen, tırmık ve süpürge yardımı ile toplanırdı, buna 'tınas' denirdi.
    Poyraz Rüzgârı estiğinde tınasın güney tarafına 'urgan' gerilerek tınasın üzerine çıkılır ve 'yaba' denilen beş dişli ağaç aletle tınas
    savrumu başlardı. Saman havaya savrularak, ürün, samandan ayrıştırılırdı. Yaba ile savurma işi ustalık isterdi. Rüzgâr zayıf ise biraz daha
    yüksek, kuvvetli ise alçak savrulurdu ki kuvvetli rüzgâr olursa zahireler de samanın içine gidebilirdi. Ayrıca yaba tam boşaltılacağı an
    rüzgârın estiği tarafa döndürülerek havaya bırakılırdı. Savurma işlemi bittikten sonra; arpalar gözer ile elenirdi. Elemenin amacı, rüzgârın
    uçuramadığı hayvanların da yemediği sadece ekmek yakacağı olarak kullanılan, adına 'kesmik' denilen iri saman tanecikleri ayırmaktı.
    Eleme işlemi bitince ürün çinik (bir çinik 8 kg, 4 çinik bir kile, bir kile 32 kg'dır) ile ölçülerek çuvallara doldurulur ve evlerin zahire
    ambarlarına taşınırdı. Harmanda çalışma yaklaşık olarak bir ay sürerdi. Harman zamanı çoğu zaman harman yerinde yatılırdı.
    Arpa ve buğdaylar zahire ambarına taşındıktan sonra sıra saman çekmeye gelirdi. Önce harman savururken rüzgârın geniş bir alana
    dağıttığı samanlar bir yere toplanırdı. Daha sonra saman çekmek için salın üzerine büyük kilimlerden bir gergi gerilirdi. Saman, 'Çeten' adı
    verilen bu gerinin içerisine bir kişi tarafından çiğnenerek doldurulur ve samanlığa götürülürdü. Samanlar 'saman deliği' denilen
    deliğin önüne dökülür ve büyük yaba ile saman deliğinden samanlığa atılırdı. Birkaç çeten dolusu saman attıktan sonra samanlık dolar ve
    içeriye saman atılamaz hale gelirdi. İşte o zaman ağız, burun tülbent ile sarılıp, o delikten içeri girilirdi. Oradaki saman ileriye doğru yosulurdu.
    Buna da 'saman yosma' denirdi. Bu iş çok zordu, insan saman tozundan içeride neredeyse nefes alamayacak duruma gelirdi, hele bir de
    yosulan saman arpa samanı ise, işte o zaman Allah yardımcın olsun, her tarafın cayır cayır yanardı. Saman çekme işi bir kaç gün sürer
    ve ortalama bir ay içerisinde harmandan kalkılırdı.
    Harmandan kalktıktan sonra, harman yeri, çocuklar ve gençler tarafından futbol sahasına dönüştürülürdü. Harman zamanını bilen
    30-35 yaşın üzerindeki kişilerin bu yazıyı okuduktan sonra o günleri -arayacaklarını değil- tebessüm ederek anacaklarını düşünüyorum.
    Neden inkar edeyim, ben de o günleri anıyorum. O günleri andıkça, gözlerimin içine doluyor anılarım, karma karışık oluyor duygularım.

    Ömürlü Aksoy- Em Tarih Öğretmeni

  • Göçmen Kızı
    Göçmen Kızı

    Görmedim vefasini sürmedim sefasini

    Vakt ola zaman ola derdime derman ola

    O yar bana gelecek

    Gün ola harman ola

    Yükseklere yagan kar

    Gözlerimden kan akar

    Iki vefasiz gördüm

    Biri dünyam biri yar

    Vakt ola zaman ola

    Derdime derman ola

    O yar benim olacak

    Gün ola harman ola

  • Göçmen Kızı
    Göçmen Kızı

    Çiçekten harman olmaz
    Yar derde derman olmaz
    Darilmis güle bülbül
    Gelip dalina konmaz
    Loy loy diloy loy loy
    Çektigim aci yeter
    Ocakta duman tüter
    Ellerin derdi yardir
    Benimki bana yeter
    Loy loy diloy loy loy

  • Zeyda Dedeoglu
    Zeyda Dedeoglu

    kişinin başına geldiğinde elem verici oluyor tabi :))