Necdet Erem Şiirleri - Şair Necdet Erem

Necdet Erem

Yine bir yaprak düştü, ömür denen takvimden,
Gelin tövbe edelim, dar mezara girmeden.
Yarın diye özlerken, işte artık dün oldu.
Dünler ile bu günler, yarınlara yol oldu.

Umut ile beklenen, her yarın dün oluyor.

Devamını Oku
Necdet Erem

Mimsiz temel üstüne, kurulmuş medeniyet,
İnsanlığa kast etmiş, taht kurmuş edeniyet.

Gözlerini kapatmış, ne dünü ne yarını var,
Evladını yen vampir, dünyayı sanıyor yar.

Devamını Oku
Necdet Erem

Azgın itin sonu uyuz demişler,
Ey israil, hazırmısın sonuna?
Katlettiğin canlar arşa gitmişler
Caniliğin kar kalır mı yanına?

Ey işgalci çete, kahrolasın sen,

Devamını Oku
Necdet Erem

Açıp ta gözümü, bakamaz oldum.
O güzel yüzünü, göremez oldum.
Verdiğim sözümü, tutamaz oldum.
Ey dost bilemedim, nedir bu halim.

Ben beni nedense, tanımaz oldum,

Devamını Oku
Necdet Erem

Mum sönüp karanlığa gömüldükten sonra,
karanlığa karşı vermiş olduğu kahredici mücadelenin ne önemi var?

Aydınlığını, sonsuza kadar devam ettirecek bir filme kaydetmediyse!

İnsan hayatı mumdan farklımı sanki?

Devamını Oku
Necdet Erem

Ne güzeldir Allah’ım, Kendini bulabilmek,
Bu hilkat ağacına, bir meyve olabilmek.

Men arefe nefsehu, dersini okuyarak,
Fekad erefe rebbehu, ufkuna erebilmek.

Devamını Oku
Necdet Erem

İnsan yaratıldığı günden beri, üzerinde yaşadığı dünyayı hatta imkânların el verdiği ölçüde dünyanın içinde bulunduğu uzayı tanımaya ve tanımlamaya çalışıyor.

Amma maalesef bütün bunlara rağmen;
eşyayı isimlendiren, maddeyi şekillendiren, varlığı değerlendiren kendisini önem ve büyüklüğü nispetinde tanımayı ve tanımlamayı düşündüğü söylenebilirmi?

Hayret;

Devamını Oku
Necdet Erem

Evet,
Ben her manası ile
haktan ve hakikatten yanayım.

Akıl, marifete ehil olup,
hakka hizmet ettiği sürece,

Devamını Oku
Necdet Erem

Elhemdulillahi ala kullihal. Sivel kufri veddalal.

Her nefeste Allah'a iki sefer can borçlu olduğumuzu idrak edebilseydik!

Belki başımızı secdeden kaldırmayacaktık.

Devamını Oku
Necdet Erem

Bize cenneti tarif eden büyüklerimiz, dünyanın BİN SENE MESUDANE HAYATI bir saatine mukabil gelmeyen elem ve ölümün olmadığı, hasret ve hasedin bulunmadığı, zaman ve mekânı sınır tanımayan, akıl, kalp ve ruhun yeteneklerinin tam kapasite aktif olabileceği vadedilen sonsuzluk standardımıza kavuştuğumuz sınırsız bir yaşam müjdesini veriyorlar.

Böyle bir cenneti, içinde yaşamakta olduğun ve çok sevdiğini zannettiğin, bir üzüm yedirse bin tokat vuran dünya ile mukayese edebilirsen et.

Hal böyle iken!
İnsanlardan inançlı olanlar, ölüm sonucu kavuşacaklarına inandıkları bu sonsuz saadet yurduna gitmeye bir türlü razı olmayışları aşağıda izah edilecek olan sebepler ile anlaşılabilir olsa da!

Devamını Oku