Nasıl yaşayabilirim;
Boğazımda boğum boğum mutsuzluk,
Sırtımda dert,
Ayaklarıma dolaşan yorgunluk...
Nasıl yaşayabilirim Giresun?
Memuriyet gibi
Başımın altında duran yastağım,
İki misli çöker başım derdinden.
Ne büyük bir hatadır ki yaptığım?
Bir hayat yaşadım en beterinden.
Doğarken insana şevk veren güneş,
Karanlıklar,
Size geliyorum.
Beni ancak siz anlarsınız.
Bir yorgan gibi örtersiniz üstümü,
Belki benle birlikte oturup ağlarsınız.
Sürekli yanına uçmak isteyen
Bir kalbim var eğer kabul edersen...
Görünce gözlerine kilitlenen
Gözlerim var bunca yıl beyhude bakan,
Ellerim var, tenine, beline hayran,
Dudaklarım, biteviye iltifat eden
Kahrolası işgalden önce bilmiyorduk adını,
Çektiğin çile ile meşhur oldun Fellucem.
Sayende gördük, demokrasi celladını,
Bombalara eşik oldun, beşik oldun Fellucem!
Asırlar geçse de unutturmaz acını,
Yolcuyum; bir adım ötede ölüm,
Eskimiş eşyalar arasındayım.
Belki son gecem bu, belki son günüm.
Bir acayip veda havasındayım.
Zaman çiğneyip geçmiş üzerimi,
Resimlerde kaldın,
Nazlı yâr resimlerde.
Uçup gittin güvercinim
Avuçlarımdan.
El olduk,
El olduk;
Gitmek fiilini işliyorum,
Belki biraz vakitsiz,
Belki biraz kırgın...
Arkamda da üzülecek
Bir hayli hiçkimse bıraktım...
Yeni bir diyara yürüyorum...
Duruyorsun işte
Öylece orda.
Kalmalı mıyım
Gitmeli miyim yanına?
Bildirmeli miyim
Kendimi sana?
Ey kara bulutlar, vaziyet alın,
Bu uğursuz gecede ağlamalıyım.
Mardin'de pusuya düşmüş aslanım,
Bu uğursuz gecede ağlamalıyım!
İzinden dönüyorum askere, dedi,




-
Zehra Akar
Tüm Yorumlarsüper bir şaiir başarılarının devamını diliyorum