(Mustafa Ceylan) Ahmet Tufan Şentürk'ün ...

Mustafa Ceylan
658

ŞİİR


17

TAKİPÇİ

(Mustafa Ceylan) Ahmet Tufan Şentürk'ün Mânevi Oğlu

Sevgili Gönül Dostları,

Bildiğiniz gibi 17 Şubat 2007 tarihi, Sevgili AğaBeyim Mustafa Ceylan’ın 41.Sanat Yılı Etkinliğini kutladığı tarihtir. Rahatsızlandığım ve doktorun seyahat etme yasağı koyması sebebiyle Antalya’ya gidemediğim ve yanında olamadığım için üzgünüm. Duygularımı kaleme aldım ve paylaşmak istedim.
Hepinize sevgiler sunarım.

***
23 Ağustos 2001’de, Rahmetli Şair Ahmet Tufan Şentürk’ü tanıdım. Evine yakın oturduğumdan daha sık ziyaret edebiliyordum. Önceleri “kızım gelmeden önce haber ver, ev kılığı ile karşılamak istemem” derdi. Bende arayarak giderdim. Zamanla birbirimize alıştık. Yolum ne zaman mahallesinden geçse mutlaka uğrardım, sohbet ederdik. Bana “şiirlerinden oku” derdi. Tufan Baba sessizce dinler, aklına takılan bir yer varsa, şurayı bir daha oku diyerek tekrarlatır, sorular sorar, önerilerde bulunurdu.

Birgün bana “kızım beni ev kılığı ile bir Ceylan gördü, bir de sen” derdi. Ceylan benim oğlum, Ankara’ya ne zaman gelse bende kalır, yemek yapar, sohbet eder, birlikte yeriz” derdi. Merak ederdim, kaya gibi sert, mağrur, kuralları olan ve yüreği sevgi dolu, kocaman bir çınardı Tufan baba, çocuğu olmadığı halde nasıl da çok seviyordu. Kimdi Mustafa Ceylan?

Bana “Zirve”, “Ulvi” diye seslenen Tufan baba, Mustafa Ceylan’a da “Fişek” diyordu. Sevdiklerine kısa adlar takar, öyle çağırırdı.

23 Nisan 2002’de “Şair ve Ozan Gözüyle Atatürk” konulu Antalya Şiir Etkinliği için Ankara’dan hareket eden otobüste Tufan baba ile birlikte seyahat ediyorduk. Çok mutluydu. Mutluluğunun sebebi Antalyadaydı. Bir evladın babasına göstermesi gereken saygıyı, ilgiyi, hürmeti ve sevgiyi Mustafa Ceylan’da gördüm. Gerçekten oğlumu diye düşündüğüm çok zamanlar oldu.

Birgün Ceylan’a “Ulviye benim manevi kızım, o başkaları gibi baldudak değil. O senin kardeşin” dedi. O gün bu gündür sevgili Ceylan benim için hem Ağa’dır, hem Bey. Bu nedenle ona her zaman canım AğaBey derim.

Tufan baba Ceylanı merak eder, haber alamazsa endişelenirdi. “Zirve bir ara bakalım, Fişekten ses yok hasta olmasın” derdi. Haber alamadığı, sesini duyamadığı zaman endişelenir, “Hiç kendine bakmıyor, bu çocuk canını sokakta mı buldu? ” diyerek söylenirdi. Ona fark ettirmeden Ağabeyimi arar ve Tufan babayı aramasını söylerdim. Tufan baba beni arar ve “hemen gel kızım” derdi. Gittiğimde kapıda karşılar, bayramda sevinen çocuklar gibi, bana Ceylanı anlatırdı. “Hastalanmış, üzülmesin diye arayamamış, yakında geliyormuş, yine Tufan babanın evinde kalacakmış” bende onunla birlikte sevinir, sevincini paylaşırdım. Ceylan geldiği zaman Tufan baba zamanı unuturdu.

2002 yılında babamı kaybettiğimde Tufan babayı daha sık ziyaret etmeye başladım. Evde pişen bir yemeği bahane eder, sensiz boğazımdan geçmedi derdim. O zaman gözleri uzun uzun dalar “ Ceylan ne zaman gelse tarhana çorbası yaparım o çok sever” derdi. Tarhana çorbasına sarımsak koyar, baharatlarla, otlarla zenginleştirirdi. Götürdüğüm yemeği beğenirse “birgün yanımda pişir bende öğreneyim” derdi. Bilirdim, Mustafa Ceylan ziyaretine geldiğinde ona pişirip yedirmek için öğrenmek isterdi. Tufan baba sen ne zaman istersen söyle, ben pişirip getiririm derdim. O da “Öğrenmenin yaşı olmaz” derdi.

Sevgili Ceylanın yayınladığı kitapları gururla getirir, anlatır ve imzalayıp verirdi. Onun için kitapları, çocuklarıydı. Ahmet Tufan Şentürk pek çoğuna göre şanslı bir babaydı. Manevi olduğu halde ona yürekten baba diyen evlatları vardı. Eğer bir kitabın çıkacağını biliyorsa kitap basılana kadar huzursuz olurdu. Bu nedenle kitabında Tufan babayı anlatan yazarlar, acele eder ve bir an önce baskıdan alıp Tufan babaya götürmek isterlerdi. Onun tek korkusu basılan kitabı görememekti.

Biz evlatları olarak son nefesinde de yanındaydık. Sevgili Ceylan toprağa verilirken de olarak yanındaydı.

Eminim yaşasaydı, oğlunun başarısıyla gururlanır ve 41 kere maşallah derdi.

Nice 41 yıllara canım AğaBeyim, Mustafa Ceylan

Nice 41 yıllara…

Ulviye Savtur-Ankara (Bacın)

**********************
41 kere maşallah diyorum nice yıllara başarılarla Mustafa Ceylan Abimin,,
Ankara'da 40.sanat yılı kutlaması nasip oldu ve şahsen tanıştım,,
Bana kitap imzalarken ne yazayım isİm dedi:dedim ki Dilek Hokkaömeroğlu şöyle bir baktı
O sen misin dedi bacım benseni kara kura bişi sanıyordum :)
Orda bana bir isim taktı
Çiçek Bacım
Demesinde ki amaç ise,40.yıl nedeni ile bir buket yaptırmamdı
ve aldı mikrofonu eline dedi ki,
40yıllık sanat yazarlık iş hayatımda bir çok ödül aldım ama hiç çiçek almadım
bunu ömrümce unutmayacağım ve sen artık Çiçek bacımsın,,
Şiir yolculuğumda elimden tutan hocama ağabeyime teşekkürler ediyorum,,

ÇİÇEK BACIN,,
Dilek Hokkaömeroğlu
SELAM SAYGILAR ORTA ANADOLU'DAN

Mustafa Ceylan
Kayıt Tarihi : 18.2.2007 13:49:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Mustafa Ceylan