Mürsel Adıgüzel Şiirleri

1946'Kars-Arpaçay-Koçköyü'nde doğdum,yaşıyorum
130

ŞİİR


6

TAKİPÇİ

Mürsel Adıgüzel Kimdir
Mürsel Adıgüzel 1946 Kars doğumlu olup, İlk Okulu Koçköy’ünde, Orta öğrenimini Kazımkarabekir İlk Öğretmen Okulunda okudu. 1966-1967 öğretim yılında mezun oldu. Eğitim Fakültesini bitirerek öğrenimini tamamladı.

Mürsel Adıgüzel

Değerli şair dostlarım. 24 Kasım Öğretmenler günü nedeniyle,İstanbul İl Genel Meclisi'nde Yapmış olduğum konuşmamı sizlerle paylaşmayı görev saymaktayım.Bu günüm hepimize kutlu olması diliyorum.
Sayın başkan, Sayın meclis üyeleri, Değerli bürokratlar.
Bugün 24 Kasım öğretmenler günü nedeniyle, şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlamadan, hepinize saygılarımı sunarım.
Hepinizin bildiği gibi, insanın dünyaya gelişi ve hayata merhaba değişinde, ilk gözünü açar açmaz etrafındakileri algılar. Sürekli olarak çevresinde olup bitenleri kavramaya çalışır. İhtiyaç duygularını çeşitli ses ve davranışlarla belirtir ve annesinden, aile içinde bulunanlardan yardım ister. Bu yıllar içinde yemek yemeği, emeklemeği yürümeği ve konuşmayı öğrenir. Yedi yaşına kadar, kişilik ve karakter gelişimini tamamlar. Ailenin çocuğa verecekleri de bunlardan ibarettir. Daha fazla öğrenme çağı geldiğinden, çağa okul çağı ve ya okul yaşı denilmektedir.
Sayın Başkan, Değerli meclisini üyeleri.
İnsanın, donanımlı bir öğrenmeğe sahip olması için okula ve okulda da öğretmene ihtiyaç bulunmaktadır. Öğretmen, kişinin sağlıklı bilgilere sahip olması açısından; sosyal, ekonomik ve demokratik haklarının yanında, teknik donanımlı olması için çalışır.

Devamını Oku
Mürsel Adıgüzel

Edebiyatımızda Şiirlerimizle İlgili Yazım Kuralları
Sevgili okurlarım ve grup arkadaşlarım. Geçen hafta yazmış olduğun makalemde Şairlerimizi ve şiirlerimizi yorumlamıştım. Bu haftada şiirlerle ilgili yorumumu sizlerle paylaşmak istedim. Mademki bizler edebiyatla uğraşıp, onun içinde yer almak istiyoruz, o zaman çok dikkatli olarak, temel doğruların içinde olmamız gerekmektedir. Bu nedenle, bilmemiz gereken bir dizi kuralları uygulamada yerli yerinde kullanmalıyız. Bilmeden bir takım eksik çalışma yapmak, çok anlamlı ve değerli çalışmalarımızı anlamsız kıla bilir. Bunun önüne geçmek adına, çalışma konumuzla ilgili, bilgi sahibi olmalıyız.
Sizlerle bu makalemde şiirlerle ilgili “Uyaklar ve Uyak Çeşitleri” hakkında düşüncelerimi paylaşmak istedim.
1-Uyaklar ve Uyak Çeşitleri: Uyaklara (kafiye) çeşitleri de denilebilir. Bu bağlamda, Uyaklar gerek hece vezni olarak yazılan, gerekse serbest şekilde yazılan şiirlerdeki yerinin çok önemli olduğunu bilmeliyiz. Bu önemin kısaca genel temasına baktığımızda, şiiri düz yazıdan ayıran tema budur. Serbest şiirlerde de uyaklar önemli olsa da, genellikle hece ile yazılan şiirlerde uyak kullanmak şartı vardır ve bu şart her zaman aranmaktadır. Ne var ki azda olsa bazı yanlışlıklar olmaktadır. Bu yanlışlardan bazılarına dikkat çekecek olursam, hiçbir zaman uyak olmayan sözcükler zaman zaman uyakmış gibi kullanıldığı görülmektedir. Fiil kökünün sonlarına gelen ekler uyak gibi algılanmakta olduğunu görmekteyim. (varıyorum-yoruyorum- sarıyorum) gibi fiillerin kökleri değil, ekler uyak zannedilmektedir. Ancak bu eklerin şiirdeki yerleri, uyak değil rediftir.
Özellikle uyakların yalnızca fiil kökünden oluştuğu hiçbir zaman, akıldan çıkmamalı. Örnek verecek olursam: Bakıyorum- yakıyorum- akıyorum-çakıyorum- okuyorum sözcüklerinde uyak olan kökler: “Bak-yak- ak-çak-ok “ kökleridir. Bu köklerin sonuna gelen eklere redif denilmektedir. Şiirlerde kafiyeler, (yani uyaklar) sözcüklerde ki uyumlu harf durumuna göre ve kullanıldıkları yere göre incelenmelidir. Buna göre bir sıralama yapacak olursam:
*Yarım Kafiye: Yalnızca bir harfin benzeşmesinden oluşmaktadır. Örnek verecek olursam; “kuş-taş-şiş” ve benzer sözcüklerin ortak olanı “ş” harfleridir. Bu nedenle bu kafiye düzenine yarım kafiye denilmektedir.

Devamını Oku
Mürsel Adıgüzel

İnsan Hakları ve demokrasi

“İnsan Hakları ve Demokrasi” nedir diye düşündüğümüzde, aklımıza ilk gelen düşünce, insanca yaşama hakkıdır, deriz. Bu düşüncenin hayatın içinde yer bulması anlamına baktığımızda, şunu görmekteyiz: İnsan Hakkı, insanın insanca yaşaması ve devletiyle olan ilişkisinin düzenli olmasıdır. Bu bakımdan baktığımızda, devlet vatandaşıyla bütünleşmişse, insan haklarının genel anlamda varlığından söz edile bilir.şayet,devlet vatandaşıyla bir takım gereksiz ve anlamsız girişim içine girmiş ise, orada insan hakkı aramak beyhudedir.Devlet yapması gereken sosyal ve ekonomik işlevi bir kenara bırakmışsa, o zaman neyi nerede aramaya başlarız.İşte bu zamanda oturup düşünmek ve bu olumsuzluğu nasıl aşarız diye mücadele vermemiz gerekir.İşte, temel insan hakkı bu olsa gerek, diye düşünüyorum. O zaman kendini vatandaşıyla bütünleştirmesini bilmeyen bir devlet, vatandaşından fazla bir şey bekleme hakkına sahip olmamalıdır.Böyle bir sistem içerisinde yönetilen vatandaşın, hiçbir zaman insan hakkından söz edilemez. Yaşadığımız tarihi süreçte bu kavramların yeni oluşumunun var olmasından da mutluluk duymaktayım. Çok önemli bir gerçeğin altını çizmek zorundayım. O da şudur ki, bilinmesi gereken ve sahip çıkılması mutlak olmalı bir durum vardır ki, o da İnsan hakları ve insanın kendisinin haklı olduğunu bilmesidir.Bu bağlamda genel bir değerlendirme yapacak olursak, olaya şöyle bakmamız gerekir: İnsanların içinde bulunduğu ırkı,dini,rengi, inanışı ve cinsiyeti ne olursa olsun, hiçbir ayırım yapmadan elde ettiği haklara sahip çıkması anlamında gerçekleşmiş olur.
Sizleri biraz gerilere götürerek, bu hakların nasıl elde edildiğini izaha çalışacağım. 1215 yılında, İngiltere Kralına sunulan” Manga Karta” belgesi, bir derece insan hakkı bildirgesi olarak sayılmaktadır.Bunu haricinde, bir diğer önemli bildirge Amerika’da yayınlanan bağımsızlık bildirgesidir. Bunu haricinde, Özgürlük, eşitlik ve kardeşlik gibi kavramlar 1789 yılında gerçekleşen Fransız ihtilali sonucunda yayınlanan bildirgedir.
İkinci dünya savaşı sonrasında, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda, kabul edilen ve 10 Aralık 1948 yılında yürürlüğe giren insan hakları beyannamesiyle duyurulmuştur.
Bildirgenin giriş bölümünde, aynen şu ibare yer almaktadır.O günkü genel Kurulun almış olduğu kararı aynen şu şekilde bütün dünyaya duyurulmuştur. Bütün uluslar kendi insanlarının temel haklarına saygılı olmalı ve insanlarını devletin hakim güçleri karşısında korumalıdır. Bu korumanın temel öğelerinden birisi de, hukukun evrensel değerlerine uygun hareket etmeli ve hukukun üstünlüğü ilkesi, birinci derece de hakim kılınmalıdır.

Devamını Oku
Mürsel Adıgüzel

Sayın Başkan,
Sayın İl Genel Meclisimizin Saygın Üyeleri ve Değerli yöneticileri.
Bugün “5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü,” Bu gün Birleşmiş Milletlerin Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü olan (UNESCO) tarafından 1994 yılında kabul edilen ve o günden buyana, “Dünya Öğretmenler Günü” olarak, kutlanması nedeniyle bütün öğretmenlerimizin çok önemli olan bu gününü kutlamak maksadıyla, şahsım adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken hepinize saygılarımı sunarım
Sayın Başkan,
Sayın İl Genel Meclisimizin Saygın Üyeleri,
Bir ülkenin gelişip kalkınması “çok kaliteli öğretmen ve kaliteli eğitimle olur”. Öğretmenlerin görevleri, sadece okul içiyle sınırlı değildir. Onlar toplumun içindede varlıklarını sürdürürken, yerine getirmeleri gerekli olan görevleri vardır. Bu görevlerden her hangi birisinde eksiklik olduğunda, bu eksikliğin nedenlerini düşünmek zorundayız. Bugün ülkemizde 10 milyon, dünyada da 100 milyonun üstünde çocuk okula gitmektedir. Bu çocukların yarısından fazlası da kız çocuklarıdır.

Devamını Oku
Mürsel Adıgüzel

Bu gün,Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın çok önemli olması itibariyla; Bir meslektaşıma yazdığım mesaj metnini,aynı düşünceyle sizlerin de bayramını kutlamak üzere yazmış bulunuyorum.Antolojide bulunan,bütün şair dostlarımın bu önemli bayramını, sevgi ve saygıyla kutluyorum.
İnsan hak ve hürriyeti,kişinin nasıl anlamasına bağlı bir zaman da, yaşamaktayız.Gerçi; geçmiş de şimdikinden farklı olmamakla beraber:Bugün daha da sıkıntıların varlığını, yüreğimiz de duymaktayız.Öğretmenlik mesleğinin çok onurlu bir meslek olduğunu bilenlerin aşkıyla,içinden gelen birisi olarak,her zaman başımız dik olarak yaşamışızdır ve yaşamak zorundayız.Böyle bir sorumluluğun da bilincindeyim.Bunu,anlamayanlar bilsinler ki,gelecekleri hüsrandır.İşini doğru yapanlar,vicdanen insanlık borcunu ödeyenlerdir.Sizler gibi değerler var oldukça,Cumhuriyet'in kazanımları dimdik ayakta kalacaktır.Bunun bilincinde olanların,alından öpülecek ve de hiç bir zaman unutulmayacaktır.Aydın ve çağdaş öğretmenlerimiz,her zaman tarihteki yerini, kuşaktan kuşağa dilde destan,anılacaktır.Ülke bütünlüğünü ve temel değerlerini, kendine rehber eden öğretmenlerimiz,bu bağlam da,23 Nisanın Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının,ne yüce bir değer ve anlam taşıdığını bilenler olarak kalacaklardır.Bütün ülkemiz çocuklarına, Ulu öderimiz Atatütük! ümüz tarafından, armağan edilen bu yüce değerin ne anlama geldiğni hep birlikte bilmeliyiz.Geleceğimiz olan çocuklarımız için, bu günü anlamlı bir biçimde kutlanması sizlerin temel görevi olmalıdır,diye düşünmekteyim.. Çocuklarımızın ve siz değerli meslektaşlarımın, bu anlamlı bayramını kutluyor, sevgi ve saygılarımla.
Mürsel Adıgüzel

Devamını Oku
Mürsel Adıgüzel

24 Kasım Öğretmenler Günü

Değerli arkadaşlarım. Bugün Mustafa Kemal Atatürk'ün, 24 Kasım 1928 tarihinde Millet mekteplerinin açılışını yaptığı gün dür. Bu gün ilk olarak dilimize ve sesimize uyan bugünkü alfabenizin kabul edilişinin ardından, herkesin okur yazar olması anlamınını taşıyan gündür. Mustafa kemal Atatürk’ün Başöğretmenlik unvanını alması ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin O yüce insana bu unvanı vermiş olması çok önemlidir. İşte bu nedenle, bu gün 24 Kasım, Baş Öğretmenlik günüdür ve O yüce insanı şükranla anıyorum. Bu hatırlamayı yaparken, şunu da vurgulamak istiyorum. Bugün, 1980 ihtilalinin mimarından olan ola, o günün Milli Eğitim Bakanı Sayın Hasan Sağlam'ın hatırlaması sonucunda, böyle bir günün varlığı böyle ortaya çıkmış oldu.
İşin özü, bu gün Atatürk'e Baş Öğretmenliğin gecikmeli olarak, 1981 yılında verilmesidir. Bugün Atatürk’ümüzü anma günüdür ve ülkemize has bir gündür. Bütün dünyadaki gibi kutlanan bir öğretmenler günümüz halen yoktur. Bu durumu görmemezlikten gelenlere hala bir anlam veremedim. Ya dünyaya uyarsın, ya da kendi kuruluş tarihine. Dünya 5 Ekim diyor. Bizde Öğretmen okullarının açılışı olarak 16 Mart diyorsak, neden kabul görmediğini hala anlamak mümkün değil. Neden ve niçin bu dayatmanın yapıldığını anlamak mümkün değil. Neden bütün temel gerçekleri göz ardı edip, kaçıyoruz.
Bakın değerli okur ve yazar arkadaşlarım. Toplumları yönetenler ve yönetilenler diye ikilemli düşündüğümüzde, kimlerin kimlere ne sunduğu ortaya çıkar. Gelin Hey dünyamızın güzel insanları. Gelin birlikte oturup düşünelim. Düşünelim ki, yaşanır bir dün yayayı nasıl kurabiliriz. Düşünelim ve kafalarımızı o temel ilkelere yoralım. Çağdaş bir dünyayı yaratmak için, o felsefeyi bilen öğretmenlerin yetiştirilmesi sağlayalım. Onlarda, önce çocukların nasıl yetişmesi gerektiğini bilsin ve o felsefe biliminde yetiştirsinler. O kişiler anne baba olduklarında, sosyal genleri düzenli olan çocuk sahibi olsunlar. İşte mutlu bir dünya düzenini bu şekilde kurulur derim. Bunun ölçütü de düzenli bir ”eğitim-öğretimle” oluşur. O zaman kaliteli insanlara sahip olmuş olursunuz.
Bu dünyanın çok değerli ve güzel insanları, artık uyumayalım ve uyanalım. Öğretmeni açlık ve saf alete terk etmeyelim. Onların bütün günlerine saygı duyup kutlayalım. Onların toplumumuza daha faydalı olması yönünde, bütün imkânlarımızı kullanalım. Aksi halde geleceğimizin başı dik nesillerin yetiştirilmesi, mümkün olmaz ve hayal olur. Öğretmenlerin 'sosyal-ekonomik ve kültürel' düzenlerini korumazsanız, onların okutmuş oldukları öğrencilerine, simit satmasını engelleyemezsiniz. İşte bu çarpıklığı durup düşünmek zorundayız.

Devamını Oku
Mürsel Adıgüzel

Can evime çaktı durdu kazığı
Sökemezsen bak ben sana ne derim
Yaşam kaynağından alır azığı
Alamazsan bak ben sana ne derim

Adı ne olursa olsun dinleme

Devamını Oku
Mürsel Adıgüzel

Namert kişi meydanın da
Olsan da bir olmasan da
Sazını bağrına basıp
Çalsan da bir çalmasan da

Çıkıp dünyayı dolaşsan

Devamını Oku