Ne varsa döktüm içimde yakın dostuma,
Bilemedim bürünmüş insan postuna.
Adam sanıp, düşmüşüm riya çarkına
Özü başka sözü başka yalanlardan yoruldum...
Ben benim aklım yettiğinden beri,
Erkek doğdum, adam olmak uğruna,
“Can” sırrına ermek için yoruldum
Dostluğu kardesliği nişan ettim göğsüme;
Herkese güvenmekten, sırtımdan vurulmaktan yoruldum...
Ne isem o oldum, saçımla sakalımla bu salındım,
Ben seni çok sevmiştim,
En derinden
En içten
Öyle ki,
Sırf sen varsın diye,
Ben bu yalan dünyayı bile sevmiştim.
Doğum günüm geçti, takvimler yorgun,
Pişmanlık sözleri dillerde sürgün.
"Yarın" dedin ama geçiyor her gün,
Gelmeyen yollarda yoruldun gülüm.
Görmek istedikçe bahanen hazır,
Yoruldum... Tutmaktan, çekmekten, tamir etmekten
Herşeyi dağıldığı yerde, olduğu gibi bıraktım.
O eski, ince sızıyı bile sevdim artık
Zira o da benim, yorgun ruhumun bir parçası.
Kırıklarımı bile onarmıyorum artık
Sessiz bir gecenin derinlerinden,
Bir ses gelir ruhun en yerlerinden.
Sanki bir sır çıkar perdelerinden,
Sözü cana dokur, yorumcu Gölge.
Q
Mısralar seninle hayat buluyor,
Yük değildir kelebeğe o ipekten kanadı,
Göklerde süzülmektir onun en güzel tadı.
Ağır gelmez taşıdığı ne bir renk ne bir rüya,
Sadece sevgi bekler şu vefasız dünyada.
Zordur darbe almak en güvendiği yerinden,
Gönül heybemde ne varsa serdim önüne,
Meğer bir kamburmuşum senin dününe.
Ben can verirken aşkın her bir gününe,
Senin omuzlarında bir yük olmuşum.
Kalbimle vaha kurdum kurak çöllerine,
Uzak dur korkaktan, yaklaşma sakın,
Onun dostluğu da, yük olur sana.
Makamı, mülküdür kendine yakın,
Ruhu her nefeste, ek olur sana.
Dünyalık hırsların pençesindedir,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!