Bir kelimeye hasret kaldım, ne çok şey istedim ki?
Öyle dağları devirme, öyle denizleri aşma.
Sadece bir "iyiyim" de, bileyim yaşadığını,
O yalan değil, o sadece bir dua.
Ne kadar uzak olsak da, sessizlik sarsa da,
Bir kır papatyası, masum ve sade,
Güneşe merhaba der, sessiz, edalı.
Toprağın bağrından fışkıran bir ak bade,
Açar gönlümüze, ne hoş bir hali.
Senin gibi nazlı, gönlü utangaç,
Gelip konacaksa yüreğe bir kuş misali,
kendiliğinden bulacaksa yurdunu,
bir avuç sevgi için zorlama teni;
ruhların kucaklaşması değilse derdi...
Sevgi dediğin, din gibi, inanış gibi,
I.
Q
Bir lisan var; her harfi nakış, her sözü derin,
Bakışından başlar o "Şiir Kadın"ın sesi.
Gözlerinde sükûtun binlerce manası,
Her kirpiği bir dize, her gülüşü bir kıta.
Bir masada oturdu iki ayrı dünya,
Adam, "Ülkücüyüm" dedi, çelikten bakışları.
Kadın gülümsedi, sanki bir rüya,
Eritiverdi o an en sert kışları.
"Bir şey olmaz," dedi kadın, sesi derinden,
Yedi düvelin sardığı o kara günlerden,
Bir millet uyandı, dirilip küllerden.
Gazi Mustafa Kemal’in yaktığı o ateşle,
Adım adım yürüdü, inançla, bin coşkuyla.
Hürriyet ateşiydi bu, vatana can veren,
Bağımsızlık yemini, asırlarca süren.
Bir ömürlük olsun o gözler
Ben senle güneşi de deviririm
Ben senle bulutlara da yürürüm
Bir canım olsun o sözler
Ben senle bir ömrü de deviririm
Ben senle her şeye de gülerim.
Yine bir gün aktı gitti, avuçlardan kayan kum gibi,
Ardında buruk bir tat, önünde belirsiz bir sis.
Kimi bekledi gelmek bilmeyen bir gölgeyi,
Kimi sessizce ördü gelecek olanın hayalini ...
Gidenin ardından rüzgarlar delice savruldu,
Bir ömür verilir sadık bir söze,
Yıkılır bir anda, yaş dolar göze.
Çiğ süt emmiş beşer, güvenme öze,
En derin yarayı en yakın açar.
Elde eldiven yok, zırh kalmış bak ki,
Bir öpücüğün değeri, bin kelimeye denk,
Sessizlikte açılır en soylu yemin.
Lisanım susar artık, gönlümce şen,
Çünkü vücuduna bir kitap yazmalıyım ben.
Sen, o sonsuzluğun en hassas kâğıdı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!