Hasretlere tutunup geldim bunca yollardan,
Bir tek meyve yemedim, güvendiğim dallardan,
Can deyip, dostum deyip, güvendiğim ellerden,
Şimdi, boynuma yağlı kementler takılıyor...
Gönül sevgide Yunus kadar engin olsa boş,
Kader diye boyun eğsek ne çare,
Ne sevgi ne ikrar kar etmez yâre,
Elbet düşer gönül o kara yere;
Yanarım da el değmemiş gülüme,
Yardan ayrı gidilmiyor ölüme...
Bilmeyenler öğrene, gönül incisidir aşk,
Bakmaz acı çekene, öylesi sinsidir aşk.
Susuz çölde yol olur, arı ile bal olur,
Çiçek olur, dal olur, mucize cinsidir aşk…
Boyu, posu bilinmez, gönüllerden silinmez,
Küçük düşlere sığmıyor büyük umutlar,
Gölgeler serinletmiyor gönül sıcağını,
Hiç bir renk Mor kadar muhteşem değil,
Uykular hiç bu kadar acıtmamıştı canımı,
Ne engeller aşmıştım oysa sevgi uğruna,
Kaç bahar sürüklenmişti peşinden
Gam yurdunda geçti çileli ömrüm,
Düşmanım yoruldu, dostum da vurdu.
Yüce mevlam vurmaz mazlum kuluna,
Yazdığı kadere küstüm de vurdu...
Yeşeren yaprağı düşürdüm yere,
Neye yarar gülüm hayat dediğin
Sensiz yaşanırsa aşk neye yarar.
Karakışa döner baharım bile,
Aldığım her nefes ömrüme zarar…
Günümün gecesi olur kapkara,
Sevmek ha,
Yok böyle bir şey, olmaz arkadaş,
Sevmek,
Olsa olsa kendini sevmek, hayatı, kaderi sevmek
Yıllarca boşa verilen emekleri, vefasızlığı, hasreti,
Acıma duygularını, gurbetin yollarını, dağları, dereleri,
Selam verdik, borçlu çıktık derler ya,
Gönül verdik, dertli olduk biz dostum.
Çileleri kader yazmış alnıma,
Bir de yardan ihaneti yaz dostum...
Çok yaşayan değil, gezen bilirmiş,
Gidi felek önümüze set çekiyor her daim,
Gönül düşerse güzele selamını ver daim,
Kıble doğru ise ey dost, yüreğinle sar daim;
Uçsak enginlere hoş da kanat kırık, kol yorgun,
Yorulmadık sevda için, bizden fazla yol yorgun…
Seni ne çok sevmiştim biliyorsun değil mi,
Değer miydi isteklerin
Aşkın büyüsünü bozmaya.
Biliyorum, senin de şimdi
Kor ateşler var bağrında,
Ağlıyorsun belki de bakarak yıldızlara,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!