Müptela naçiz gönlüm, ah’ım taşar yürekten
Neylesem yarım üşür, yarım meçhuldür, kimde,
Zuhur etse de vuslat, top döner hep direkten
Cehennem Nar’ımıdır, yanan böyle içimde…
Hangi sabah seheri, yüreğime yaş düşer
Karayel esiyor yine
Kuzeyden sıradağlarıma,
Kan çiçekleri yaprak döküyor mevsimsiz gülüm,
Yüreğim kan ağlamıyor, kan oluyor baştan aşağı.
Karabasanlar sarıyor düşlerimi,
Uyuyamıyorum...
Bu sana yazmadığım son mektubumdu saysan,
Yılların özlemiyle seslenişimi duysan,
Sana başka sözüm yok, bu halinle mutluysan,
Bodrum rüzgarlarıyla selamımı al yeter...
Şimdi akşam güneşi sevişiyor sularda,
Sevgi, dostluk için düştük yollara,
Sevsen de dost, sevmesen de dostumsun.
İmanın şartıdır beş vakit namaz,
Kılsan da dost, kılmasan da dostumsun…
Gönülle hatıra, saygımız sonsuz,
Verdiğim çiçekler solduysa erken,
Kışı yaşadıysan bahar beklerken,
Aklın neredeydi seni severken;
Yarınki kararın bu günü tutmaz,
Seven vefalıdır, seven unutmaz...
Gecenin geç bir saati,
Zilim çalıyor uzun uzun,
Fırlayıp kapının deliğinden bakıyorum,
Yalnızlığım bu gelen
Üşümüş bensizlikten,
En eski arkadaşım o beni
Mevla veriyorsa tene nefesi,
İsyana yakışmaz insanın sesi,
Çile buradaysa, Cennet neresi,
Aşk ile tutuşan gönül mü yoksa?
İçeriz suyumuz rızık da Hak’tan,
Uzat deme ellerini, uzatamam artık,
Bir zamanlar el ele idik deme.
Öylesine yıktın ki gururumu,
Öylesine uzak çarpıyor ki artık senden kalbim,
Ellerim yanıma düştü uzatamam...
Hasretlere tutunup geldim bunca yollardan,
Bir tek meyve yemedim, güvendiğim dallardan,
Can deyip, dostum deyip, güvendiğim ellerden,
Şimdi, boynuma yağlı kementler takılıyor...
Gönül sevgide Yunus kadar engin olsa boş,
Kader diye boyun eğsek ne çare,
Ne sevgi ne ikrar kar etmez yâre,
Elbet düşer gönül o kara yere;
Yanarım da el değmemiş gülüme,
Yardan ayrı gidilmiyor ölüme...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!