Bu şehre serpilmiş, ölü toprağı,
Gitmeli diyorum, sağlara doğru.
Salkım üzüm dolmuş, dalı, yaprağı,
Gitmeli diyorum, bağlara doğru.
Mısır püskülünde, çok tane varmış,
Çocukluk anlarım burada geçti,
Oyuna dalardık, biz Kırıkhan’da.
O şen şakrak yıllar ne çabuk uçtu?
Neşeyle dolardık, biz Kırıkhan’da.
Çelik-çomak, topaç ve uzuneşek,
Harcadın ömrünü, değmez kullara,
Vuruldun sen gönül, dindi fırtına.
Peşinden koşarken, çıkmaz yollara,
Sürüldün sen gönül, dindi fırtına.
Hayatı eyledin, zehir boşuna,
Bir olan derdimi, bine katladın,
Dinmedi hiç zârım, dinmedi sızım.
Sılanın yolunu, yine atladın,
Dönmedin can yârim, dönmedin nazlım.
Ben uykusuz iken, yatıyordun sen,
Kalbinde şükür, dilinde zikir,
İster zengin olsun; isterse fakir,
Hiç bir kulu görmeden hakir,
Dön ey gönül, hoşgörüyle dön!
Huzuru arama köşkte, sarayda.
Artıyor günbegün, ruhumda sızım,
Oysa sen, zârımı, diner sanmıştın.
İçerde yangınım, görünmez közüm,
Oysa sen, harımı, söner sanmıştın.
Tutunacak dala, muhtaçtı elim,
Sanma dönüşünü bekler dururum,
Ben de bir âdemim, vardır gururum,
Bırak yaralarım kendim sararım;
Titrek mum gibi bir yanıp, bir sönme,
Eyvallahım yok ha, dönmezsen dönme!
Seni düşünmek, beklemek var ya içinde,
Hasretliği bile seviyorum artık.
Ellerinle yüreğime dokunduğundan beri,
Ruhum sende dolaşıyor,
Kalbim sende atıyor.
Gün seninle doğuyor, seninle batıyor.
Sen ey ısırgan gözlü, denizin asi kızı!
Kıpkızıl bir afetsin, giydiğinde kırmızı.
Tenine dokununca sevinir dalga ve kum,
Uzan sahillerime de kirpiklerini yum!
Fırtınalı yerlerden gelmişsin biliyorum,
Kapıldık hasret denilen sele,
Savrulduk her birimiz, bir yere.
Sen, İstanbul Boğazı’nda,
Altın saçlarını verirken yele,
Sanma boş durdum.
Kırsal kentlerde,




-
Meryem Çelik
Tüm YorumlarGÜZEL DERİN BİR ANLATIMINIZ VAR..GÖRMEYEN GÖZLERİNİZ AMA YÜREĞİNİZİN GÖRDÜĞÜNÜ MISRALARA DÖKEBİLİYORSUNUZ TEBRİKLER..