Açılırken ufkun turunç perdesi
Başladı curcunalı serçe sahnesi
Garip bülbül susa kaldı
Utanmıştı
Duyulur diye gonca gül aşkı.
Güzel’den bir dem vuran herkes sussun
Sadece Öklid görmüştü en Güzel’i yalın
Hepsinin yüzü yere düşe dursun
Hele bir gönül açmalı dıştan içe bakan
Kafa yormalı hiçten hiçbir yere çıkan
Bırakın lak lak edip tıslasın kazlar
Ekmek sıcak
Tereyağı kaymak
Neyleyim ağzımın tadı kaçmışken?
Televizyonda güldürü
Olmuş da ne olmuş gülüm!
Yüz binlerce Yuhara Hisaki
Onlar anlatamaz, ölüdür hepsi
“Ben anlatırım!” dedi Tarih Dede,
Yer ve gök akkor kesmişti birdenbire
Atomun cehennem ateşi insanlık laneti
Yerden göğe devasa bir mantar yükseldi
Canımın içi özgürlük
Tütsülü hasretim
‘Hadi gidelim!’ dersin, bilirim!
Gideriz gitmeye de
İçim sızlar gene de
Sana aşktan yazdım ey felek!
Al avucuna közle kalbimi
Bandır aşk şerbetine
Yedir gönülden gönüle.
Kendime de aşktan yazdım amma
Tutulan eller
Tutuşan kalpler
Ve zıplayan hayaller
Artık benimle değiller
Beklemeye çok gerideler;
Kızarmış ütü gibi kalbimden
Sensizlik damarım çatlarken
Çıkıp da gelemedin
Şahane bir özlem içinden.
Güzel olsa da hani
Bir palyaço balığı varmış
Kavanoz dipli sularda
Kırmızı pelerin açarmış
Mavi düşler deryasına.
Gelince doğum gününde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!