Bir aşinalık oluşuyor.
Sabah evden çıkıp servise doğru yürürken,
Yolda geçtiğin insanlar,
Aynı durakta beklediğin insanlar,
Aynı insanlar,
Aynı yerde dururlar.
Türlü türlü aşk vardır.
En yücelerinden birini,
Tattık ilkokul sıralarında.
Tattık ki farkı kıyaslar olduk.
Biz üç grubuz.
Aşkı tadanlar ve aşkı her yerde arayanlar,
Kral kelebeklerden doğduk.
Onların sözlerini,öğütlerini unuttuk.
Ateşe uçuşan kelebekler olduk.
Sanki aradığımızı o ateşte bulduk.
Unuttuğumuz için uçmaya devam.
Bize akıl gelecek ne zaman?
Heidi ile başlayan eğitimi süreci,
Küçük Prenses Sara ile devam etti.
Sonra onlara " Atlı Karınca " eklendi.
Bir ilkokul sınıfı,
Ama tam bir Türk filmi gibi.
Yaramazı, uslusu,
Biz aykırı ses çıkartırız.
İster bir kanalda.
İster bir fabrkada.
İster bir platformda.
Bedeli ne olursa olsun.
Akan su doğruyu bulsun.
Bir tarih yazıldı leyhimize zamanında,
Dinledik.
Okuduk.
Yetmedi.
Sordum.
Sordum.
Ortaokul sıralarında,
Bir Türkçe öğretmenimiz vardı.
Adı Sıtkı Çağlayan’dı.
Onun sayesinde kelimelere,
Dizelere,
Dörtlüklere bağlandım.
Hayat yaşadıkça gösteriyor.
Öğretiyor.
Değişik insanlarla tanışıyorsun.
Bu insanlardan kimisi,
Sana birşeyler öğretiyorlar.
Eğer sen de bunun değerini biliyorsan,
Dünyaya adım attım atalı,
Bir tablonun önündeyiz.
Bu tabloda çok değişik figürler var.
Ama bizler tablodaki dolara,
Marka odaklıydık.
Mark değişti tabloda.
Ben 81’liyim.
Onun için sen dünya gözüyle,
Canlı canlı,
Gördüğüm.
Devasa sanatçısın.
Benden öncekilere soruyorum:




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!