Yıllardır bir oyun izlersin.
Sahnede yazılan senin kaderin.
Mutlu musun söyle?
Eğer mutluysan diyecek bir söz yoktur.
Eğer mutsuzsan: “ Ne diye beklersin? “ söyle.
Söyle ki bilelim.
Geziyorum işsizim ya caddelerde.
Yazar o sihirli kelime her yerde.
Falanca lojistik, fişmanca lojistik,
Peki bir tır, bir kamyon, bir kamyonet yeter mi olmaya lojistik.
Seksenlerin ambarları, şimdilerin nakliyecileri hepsi oldu lojistik.
Ya büyüklere ne demeli?
Bizim sonracı yöneticilerimiz varmış.
Bir sorun için danışmak lazımmış.
Ya da bir konu hakkında onayını almak lazımmış.
Bunlar için karşılaşılacak sahneyi bile bile,
Yanına gitmek lazımmış.
Gideriz mecburen yanına.
Özel sektör yollarında,
Bir iş biter.
Kendini bulursun sorgu odasında.
Aslında iç içe iki odadasındır.
Küçük odada kendi kendini sorgularsın.
Bu sorgu geçmişe dair değildir.
Sorumluluk yüce bir kavramdır.
Bazen havalıdır.
Bazen derttir.
Havasının peşinden koşan çoktur.
Ama ateşinde yanan yoktur.
Ateşinden de kaçan çoktur.
" Öyle garip zamanlardan geçiyoruz. " dedim.
" Hala geçmeye devam ediyoruz. diyorum.
Öyle garip ki insanlar adını söylemekten çekinir oldu.
Bir işte çalışıyorum.
Görevim gereği kişilere teslimatlar yapıyorum.
İnsanlar çeşitli isteklerle yanıma geliyor.
Söyleyin artık.
Ben çocuk kafasıyla özleyen,
Yazan,
Siz yetişkin kafasıyla susan,
Susmayın.
Söyleyin.
Su tüm canlıların ortak noktasıdır.
Her canlı suya muhtaçtır.
O zaman su üzerinden ayrım yapılmamalıdır.
Bir su damacanası on dokuz litredir.
Bir damacanayı bir sebile takmak,
Kimseyi on dokuz kat alçaltmamalıdır.
Sucu çocuk aklıma geldi.
Ve o reklam,
Önce su satan,
Sonra limonata da,
Sonra bir şemsiye,
Masa ve sandalye,
Bu tabloyu seyrediyoruz.
Söyleyin: “ Kaçımız mutluyuz? “
Kaçımız huzurluyuz?
Eğer ki mutluysak,
Eğer ki huzurluysak,
Devam seyretmeye o zaman.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!