Sabahları kalkıp, gürleyip esme
Hırsına kapılıp gözümden düşme
Yaşamak var iken, kendine küsme
Küsme hayatına yaşamana bak
Dolun aya benzer, o yarin yüzü
Yıllardır hasretim, canımı sıktım
Doğruyu söylerim, yalandan bıktım
Üstüme geldiler, çizgiden çıktım
Muhabbet ederken, dost bana küstü
Memleket uğruna, canımı verdim
Saçları kızıl renkli, kendisi güzel
Etrafa bakıp durur, gözüyle süzer
Kendisi Selvi boylu, her şeyi özel
Güneş gibi parlıyor, kutup yıldızı
Karşıdan bakıyorum, ay gibi yüzü
Kimisi haram yer, kaybeder yolu
Geriyi düşünmez, Allah’ın kulu
Göründü geliyor, her kolu dolu
Bir gün gelir çıkar, mazlumun ahı
Çalıp çırpar, işler gider yolunda
Böyle insan olamaz, bu nasıl mahlûkat
Din iman nedir bilmez, karıştı tarikat
Aldatılan millettir, bu değil hakikat
Mazlumun feryadı, zalime şarkı olur
Yandaş kayrılırken, hepsi ciğer paresi
Devran dönünce, çıkamasın yarına
Sözün geçiremesin, evde karına
İş işten geçer, varamasın farkına
Ne olacak, memleketin bu halleri
İnsanı aldatır, yalan dediğin şey
Para pul oldu, hiçbir şey alamıyorsun
Adamın olmadan, bir iş bulamıyorsun
Cüzdan boş, çarşı pazara varamıyorsun
Bu güzelim memleketim, ne hale geldi
Doğru yolda yürüsen de bu sana yetmez
Ben millete yazdım söyledim, kaç kere
Ülkemde onca zaman, geçti boş yere
Her yer heslerle doldu, kalmadı dere
Milletini göremez, kördür gözleri
Dünkü düşmana, bugün serdiler halı
Kul hakkı yiyenler, ahrette neyler
Sanma çaldıkların, sana kar eyler
Deveyi hamutla, götüren beyler
Bu menfaat devri, bitecek bir gün
İş bilmez insanı, yolda bırakır
Kendini bilmez söylüyor, abuk sabuk
Malı götürür, göstermeden çar çabuk
Sanki koyun güdüyor, elinde çubuk
Herkes sus pus olmuş, milletim nerede
Ülke toprağını, döndürdünüz çöle




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!