Çektikçe döner mübarek zeytûn-ı letâfet
Her dânesi bir sırrı beyân eyler emânet.
Doksan dokuz esmâyı taşır kalb-i safâda,
Zâkir eline verdi Hudâ böyle beşâret.
Binboğa’dan esen o rüzgâr fısıldar adını,
Ahır Dağı kuşanır her yıl ak libasını.
Engizek sırtlarında bulutlar raks ederken,
Ceyhan Nehri coşkuyla sular her ovasını.
Başkonuş Yaylası’nda yeşil göğe tırmanır,
Süzülüp gökyüzünde Kerbela yolun gözler,
Kanat açmış turnalar, gurbette vatan gözler
Feryat eder her gece, Rabbine niyaz eder,
Biteviye her seher, Hazret-i Hasan gözler.
Sevgili yolu gözleyen aşıklar gibi
Yağmuru hasretle bekleyen gönüller,
Gökyüzünde pamuk şeker gibi görünen bulutlara bakarak
Ve duanın kıblesine boynunu bükerek duaya durur;
Ârifler der ki;
Kuldan isteme verirse minnet, vermezse zillettir;
Göklerden dökülen gümüş damlalar,
Islatır sokağı Hüzzam şarkılar.
Camda titreyen ürkek tıkırtılar,
Yüreğe dokunan derin bir sızı.
Bulutlar kararıp çöktüğü anda,
Uhud’un bağrında parlayan bir ok,
Şehitler şâhı yâ Hazret-i Hamza!
Senin gibi yiğit bu dünyada yok,
Resûl amcası yâ Hazret-i Hamza!
Yürüdün kılıçla küfrün üstüne,
Feryâdımı dinle de figânımdan usanma
Ağlatma beni, derdimi beyhûde sınama
Nâz eyleyerek yâd ile hem-bezm olur sanma
Yaktın beni ey rûh-u revân, cânımı yakma
Bîgâne kalıp aşkıma, hicrâna düşürme
Ahmet Görüzoğlu’na
Bezm-i yâran kuruldu köşkte gizlice,
Mızrap vurdu aşk ile tellere bu gece.
Yaylı tanbur bir sadâ fısıldar derinden,
Kör kuyu içinde hicranla uyurken,
İlhamı o siyah gözlerinden aldım.
Ölsem de sırrımı rüzgâra söylemem,
İlhamı o siyah gözlerinden aldım.
Hep yıldız sağanağı olsun gülüşün,
Kırıldı kilitler, kapandı kafes,
Baharın göğsünden aldım bir nefes.
Damarımda akan o çılgın heves,
Git koş, koşabildiğin kadar!
Ehlileşmek bana zincirden ağır,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!