Hem seversin hem yanar hem yine âvâresin,
Ruhu sermest eyleyen, gizli bir can yâresin,
Derdinin dermanı yok, sinede tek çâresin,
Benim hercâî gönlüm, sen niçin bîçâresin?
Hicr elinden kederin, arşa çıktı figânı,
Gönlümün tahtına kurdun yine hicran okunu,
Gözlerim yollara dalmış, arar can kokunu.
Zulmetin ortasında kaybolan rüyam mısın?
Sen bu dertli sineye son defa derman mısın?
Huzur-u Hz. Mevlâna’da
Meram bağlarında yeşerdi dallar
Rûmî sırrıyla uyandı o canlar.
Aşkın ateşinde eridi kullar,
Huzur-u Şems’de dâim dur niyaza.
Gönül bağım virandı, bağban oldun bana,
Zulmet içreydim, nûr-ı cânan oldun bana.
Gavsü'l-Azam Geylanî, dertliler dermanı,
Bu şaşkın biçareye, sultan oldun bana.
Aşkınla yanıp, kül eyleyim ben bu cânı,
Küşâde bâb-ı lutfundur yâ Hazret-i Nûreddîn
Zuhûr-ı nûra mürşiddir yâ Hazret-i Nûreddîn
Cihânı rûşen eyler feyz-i envâr-ı dirahşân
Sirâc-ı râh-ı dervîşân yâ Hazret-i Nûreddîn
Yeşil kubbe görünür, diner acılar,
O mübarek eşikte biter sancılar.
Aşkın o deryasına düşer Hacılar,
Kalbimi bıraktığım yerdir; Medine.
Nazargâh-ı ilahi, canların canı,
Ey cân-ü dil iklimine sultan yâ Hüseyn,
Ey Kerbelâ sahrasında cânan yâ Hüseyn.
Nûr-i cemâlin şem’-i hidayettir cihâna,
Zulmette kaldı kavm-i girizân yâ Hüseyn.
Cânımın cânısın, ey yüce Server,
Senden uzak kalmak ölümden beter.
Hayatı, ölümü var eden Rabbim,
Noksandan uzaktır, her şeye yeter.
Ayrılık derdine hep sabredenler,
Bugün mâtem günüdür arz-ı semâ kan ağlasın
Cümle âlem bu elemle can-u cânan ağlasın
Fâtıma Anne figân eyler tutuşmuş sînesi
Arşı titretmekte zira Zülfikar’ın nâlesi
Gül yüzünün nûru düşmüş cihâna,
Müştâktır bu cânlar yâ Resûlallah.
Aşkın ile insanlar geldi imâna,
Dertlere dermânsın yâ Resûlallah.
Sensiz bu âlemler karanlık zindan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!