Siyah beyaz resimlerden taşan
İsyankar bir kırmızıdır sevdam
Dolmabahçe’nin denizine karşı
Taş gibi savrulan
Tek kırmızısı
Şimdi alıp gitsen başını
Uzak ve kimsesiz şehirlere
Başını sokacak bir kavga bulamazsın
Bugün kavganın değil
Kavgasızlığının günüdür
Biz değiştik
Hayatımdan geçen binlerce yüzden biriydin sadece
Şimdi binlerce yüz senin suretin oldu…
2008
Beni aradığında
Belki çok uzakta olurum
Belki hiç bilmediğim bir şehirde
Hasretin üç beş nöbetinde
Duygusuz bir demir yığınıyla sevişirim her gece
Mürekkep değildir kağıtlarındaki
Kandır beyaz kağıtlara dökülen
Cesur damarlardan boşalan
Karanlık sokaklarındaki
Yıkılası duvarlarında yazılı olan bu haykırış
Alın yazısıydı bir halkın.
Kolay mı şimdi
Kopartıp ömrünün bir parçasını dalından
Yatırmak acımasız bir mitralyözün göğsüne
Ayırıp bir parçanı bedeninden
Başka şehirler gibi yaşamak
Kendi gözlerimle anlatabilmek seni
Dünyayı
Aşkı ve kavgayı
Karanlıkta dişleyip de
Rengini kendi damak tadımla
Tarif ettiğim bir elmanın tadı gibi...
Hangi dilde söylendiğini bilmediğim türküm benim
Uzak denizlerdeki yalnızlığım
Şu anda hiçbir şeyi yazmak mümkün değil
Mümkün değil anlatmak
Sadece kendim içim yarım bıraktım bu şiiri
Hala burnumu cama yapıştırıp izlerim
Düşen her kar tanesini.
Çocukluğumdan mı,
Şairliğimden mi
Bulamam bir türlü
Beyazı neden bu kadar sevdiğimi.
Kayıp bir kalbin haritasıydı
Taşın üstünde kuruyan kan lekesi
Kimsesiz ve
Kimliksiz bırakılmış kalbimin
Son haykırışı.




-
Saliha Çiftçi
Tüm YorumlarBu harika şiirleri yazdıran güzel ve cesur yüreğinize selam olsun, sevgili Melih.
Şiirlerinizle tanışmama vesile olan sevgili Eylem Barış ve Cansın Ünver'e teşekkürü bir borç bilirim.
Sevgilerimle