Kaybolan mezarlar gördüm
Kabristana gidip geri dönmeyen tabutlar.
Tek giyimlik abanın adıdır kefen
Secdesiz kılınan namazlar gördüm.
Hani gençliğini nerede harcadın?
Deste deste güller açmış Kan Pazarı’nda,
Bir yanım Doğu, bir yanım Batı,
Parça parça edilmişim halk nazarında.
Çocuğu suskun, yaşlısı üzgün,Genci sürgün diyarın
Gül mü açacak zannediyor toprağında?
Çıplak kalmışım Zemheri’nin ar damarında,
Adeta kirli Dünyayı temizlemek için iniyor kar taneleri.
Ağaçların en tepeleri ak saçlı ihtiyarlara dönmüş.
Bir yorgan misali örtmüş kabirlerin üzerini.
Gecenin karanlığını aydınlatan kar taneleri
Keşke kalabilseydi kalbim gözlerinde,
Keşke ağlayabilseydi dilim sözlerinle.
Keşke bağlayabilseydin ellerimi ellerine,
Hapsolsaydım sana müebbetlik mahkûm gibi.
İntihar süsü verilmiş bir aşk cinayeti;
Kaç kıtada atının ayak izi,
Kınındaki kılıçta düşmanın kanı,
Heybende mukaddes bir anı.
Sen TÜRK olduğunu ne zaman unuttun!
Kartallar gibi yüksekten uçardın,
Adil bir sevda çektirmedin bana,
Başucumda hep hayalin vardı.
Tan ağardığında hasretin,
Ağaran saçlarımda hissen vardı.
Hüküm veremedi sevdama,
Uzattım Asumana kirli ellerimi,
Ruhumun derinliklerinden…
Deryada boğulan kimsesiz bir kaptan gibi
Tutunmak istedim denizin dalgalarına.
İnce bir sızı kapladı zihnimi birden,
Hayatım sahneleniyordu göz perdelerimden.
Sevdan yontarken sokağımdaki kaldırımları
Bir kurşun sıyırır kalbimi karanlıkta
Yine kör nişancıydı kara gözlerin
Beni süründürmeye mahkum eden
Bir sokak kaldırımı kadar bilmedin kıymetimi
Yıkma gönül sarayını mazlumun
Altında kimler ezilir bilemezsin.
İçin,için ağlarda ,
Gözyaşında kimler boğulur bilemezsin.
Alma sakın ahını mazlumun,
Hangi dağları yıkar bilemezsin.
Bir bakmışsın akşam olmuş,
Yakamozlar sarmış mazlumun yarasını.
İnce ince elekten geçiyor vicdanlar;
Kimi suskun, kimi üzgün,
Kimisinin umurunda bile değil mazlum.
Açlık mı? O da ne ki!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!