Ben sağlıklı bir hayat süremedim ki…
Kalbimde özlemin, zihnimde hayalin;
Düşlerimde gidişin kaldı.
Hep bir yanımı eksik bıraktın.
Sabah kuşların ötüşü
Seni hatırlatırdı bana.
Karşında işte idamlık mahkum.
Sensizliğin ilmekten farkı yok.
Hayatım sanki bir zavira zindanı
Ne ben yusuf'um, ne sen Züleyha
Sultan olmayı da arzulamadım Mısıra
Ah ihtiyar adam; basto'nun dan öpmek istiyorum seni!
Nice yüklendim dünyanın çilesini.
Nesiller geçti zaman çürüttü bedenleri,
Bir et parçasına çevirdi en değerli mücevheri.
Ah ihtiyar adam; mezar taşından öpmek istiyorum seni.
Ne taşıdığını bilmeyen er, kafasız serseri.
İnsanlar gördüm maddeye aşık
arabasına, evine aşık.
tuttuğu takıma, fırkaya aşık
insanlar gördüm suratı asık
oğluna gülmez, kızına gülmez
çilesine memur eşine asık.
Kaybolan mezarlar gördüm
Kabristana gidip geri dönmeyen tabutlar.
Tek giyimlik abanın adıdır kefen
Secdesiz kılınan namazlar gördüm.
Hani gençliğini nerede harcadın?
Kurtulamadığım bir hikâyenin girdabında,
Yüzmeye çalışırken yine en dibe çekiliyorum.
Yağmurlar omuzlarıma yüklenirken,
anlıyorum bu yükü artık taşıyamayacağım.
Sen hiç salıncakta sallandınmı,
Bir yaz akşamı göğe doğru yükselirken
Umutla yıldızlara uzattınmı elini.
Sen hiç papatya topladın mı,
Seviyor, sevmiyor” diye
Çocuk kalbinle kaderini tarttın mı?
Deste deste güller açmış Kan Pazarı’nda,
Bir yanım Doğu, bir yanım Batı,
Parça parça edilmişim halk nazarında.
Çocuğu suskun, yaşlısı üzgün,Genci sürgün diyarın
Gül mü açacak zannediyor toprağında?
Çıplak kalmışım Zemheri’nin ar damarında,
Adeta kirli Dünyayı temizlemek için iniyor kar taneleri.
Ağaçların en tepeleri ak saçlı ihtiyarlara dönmüş.
Bir yorgan misali örtmüş kabirlerin üzerini.
Gecenin karanlığını aydınlatan kar taneleri
Keşke kalabilseydi kalbim gözlerinde,
Keşke ağlayabilseydi dilim sözlerinle.
Keşke bağlayabilseydin ellerimi ellerine,
Hapsolsaydım sana müebbetlik mahkûm gibi.
İntihar süsü verilmiş bir aşk cinayeti;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!