Çok uzun,
bir tarih şeridi önümüzde
İlk çağlardan başlayıp,
Bu güne kadar uzanan.
Bu gün, göz nakli yapılıyor.
Kök hücre ile,
Uyumak için kendi kendine masal anlatan çocuklar gibi
Masalcı oldu tek tip insan yaratmak isteyenler de
Sürünmeyi ölüme tercih ettirecekler belli ki…
Kara ellerini uzattılar eğitime, sanata ve dile
Öyle parlak görülüyor ki bu karanlıkta
Emperyalizmin fırçalanmış dişleri
Sabahın saat dokuzu
Dokuzuncu kattan
Halı çırpıyor komşu
Halı ağır komşudan
Görünce
dikilip kaldım korkudan.
Kürsüye çıkınca ''benim vatandaşım! '' derler. Biz bu sözün altında vatandaşı mal olarak görmenin alışkanlığını seziyoruz, anlıyoruz... Vatandaşlarımız iyi niyetleriyle alkışlıyorlar ve güveniyorlar. Devlet
tarafından, korunup kollandıklarını zannediyorlar.
Zaman bize gösteriyor ki, hiç de bu sözün altında koruma ve kollama niyeti görülmüyor. Vatandaş köle olarak, hatta kurbanlık kuzu olarak görülüyor.
Kahramanmaraş olayları…
Sivas Madımak yangını…
Ahmak ıslatan bir yağmurda
Aşktan sırılsıklam olmak istercesine,
Dolaşırken salına salına…
Yağmur sağnak halinde gelince
Yüzleşince boğulma tehlikesiyle
Jeton düşer bilincimize…
en iyi, üfürükçü başı çalışıyor
‘hak’ ediyor yüzde elliyi
bedava alıyoruz nefesi…
en iyi askerler çatışıyor
sorun olmuyor mezar ücreti.
Süleyman Demirel anlatıyor. ’’ 12 Mart diye bir olayın olmasına sebep yoktu ama oldu. Kumanda heyyeti geliyor ve size muhtura veriyor. Düşündük taşındık Cumhurbaşkanına gittik. Dedi ki, ‘Bizi aştılar.’ Nereye gideceğiz? Bizim yapacağımız bir şey var: ‘Ey genelkurmay Başkanı, gel bizi al buradan.’
O zaten almayı kafaya koymuş. Bizim kafamız ise düz, ne koysak durmaz biliyoruz.
‘O şapkayı aldı gitti’‘’ diyor ya adam.
Şapkayı alıp gitmeyecektim de ne yapacaktım? Yani giderken telaşla şapkayı bırakacak halim yoktu ki. O şapka benim öz şapkam yani. Kime bırakacağım onu? Nekadar gerçekçi görüyor musunuz? Bu devlet onların öz malı değildir. Bu devletin onların şapkaları kadar değeri yoktur.
EY BU DEVLETİN GERÇEK SAHİBİ ÜRETENLER; EMEKÇİLER BUNLARI DUYUN VE UYUMAYIN, DEVLETİNİZE SAHİP ÇIKIN!
Siz canınızı verirken onlar şapkalarını bile gözden çıkaramıyorlar… Hocanın dediği gibi ‘’el sizin malınızı oyun oynayarak güder’’ Ve işte Kurtuluş savaşında Emperyalizmden canınız pahasına aldığınız bu topraklar, şimdi parfüm almak için satılıyor.
İnsan Hakları komisyonunda
Hranrt Dink cinayeti ile ilgili
İfade verdi Albay Öz
Ağzından çıkan iki söz
Savaş yasalarının güvencesinde
‘’bilgi vermem! ’’ dedi
Askerde ordunun komutanları eğitim yaptırırlar askerler birbirine ayak uydursun diye, sivilde sermayenin komutanları... yine de zaman öyle hızlı akıyor ki ayaklar çoğu zaman uymuyor, dolanıyor birbirine...
Evlerimiz sokaklarımız kadar güvensiz artık, eskiden mektup yazardık, kart atardık, üzerinde açık adreslerimiz olurdu. Şimdi adresimizi öğrenen olunca, yüklenip evlerimizi sırtımıza yeni bir yere göçüyoruz kimsenin bulamayacağı, bu bazen, yokluktan oluyor, gelen giden yokluğumuzu görmesin diye ya da çok gelen olursa çok masraf olur korkusuyla... Bezen de, ruhunu satamamışsındır, zorla almaya talip insanlar vardır, onlardan kaçarsın...
Eskiden evimizin bir parçası olan anneler, eşler, kız kardeşler, yine evin
Bir parçası olmaktan çıktılar, karavan gibi oradan oraya taşıdığımız bir parçası, tekerlekleri gibiler. Bütün yük sırtlarında...
Şehit ile Tiran
Et ile tırnak gibidir
Temizliği unutursan
Arada pislik birikir.
Tırnak sık kesilir




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.