Cam kırığı değil hayalkırığı
Gam düşer gönüle, hâr olur bazen...
Hüzün boyadıkça her hıçkırığı
Gözde sele sebep zâr olur bazen.
Dense de her gelen gönüle sefâ
Hani mümkün olsa da tünel açsam zamana
Bin dört yüz küsur yılı uç ucuna eklesem
Katedip asırları aşkınla yana yana
Eşiğine baş koyup heyecanla beklesem.
Çehrenle kıyaslarken ayın hilal halini
Hapsettim yüreğime acı veren adını
Her dilime geldikçe, eziyorum, bil e mi?
Mahşere dek dediğim aşkımın miâdını
Gam seli yükseldikçe çiziyorum, bil e mi?
Aldım mesajlarını; sözünü dinleyerek
Sardı benliğimi hicrân ateşi
Hasret dedikleri zor imiş meğer
Neyleyim ben yârsız, doğan güneşi
Yârdan ayrı dünya dar imiş meğer
Leyla`sız Mecnunum, daldım hayâle
Ey müptezel azgın nefis pes etmeyen bed engerek
Zerkin zehir, ikram necis; her lokma pis; dökmen gerek
.
.
Rehber Resûl âlem kitap, her bir salâ dâvet, hitap!
Âciz kulum düştüm bitap; derman içîn Lokman gerek
Firâkın acısı bağrımı yaktı
Hasretin oduna düştüm bu gece.
Keder gözlerimden sel oldu aktı
Tepeden tırnağa yaştım bu gece.
Her anı neşeyle açtı aramı
Şayet soran olsaydı, dokuz ay beklemeden
O zifirî engeli kolay aşmak isterdik…
Değil kundakta yatmak, henüz emeklemeden
Rahat yürüyebilmek hatta koşmak isterdik.
İnsan bu pek sabırsız; sanırsın ki padişah
Zâkir, Hakk'kı zikre dalmış; kulda Yaradan'ı gördüm
Gözler mahzûn, selin salmış; halde Yaradan'ı gördüm.
Mâdem gaye hayra eriş, bir besmele bekler her iş
"Elif-Lâm-Mîm" diyor derviş; dilde Yaradan'ı gördüm.
Çok titizsin denmişti ya
Nazar değdi bu Hasan'a
Umrumda mı batsa dünya
Bak değiştim, müjde sana
Tava, tabak, çatal, kaşık
"Devlet malı deniz..." lafından bıktık
Sözümü yabana atma Eymen’im
’Nihayet ben de bir memurum artık’
Diyerek yan gelip yatma Eymen’im!
Şerefli payen var, tertemiz mayan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!