Gökyüzü birazdan kendini mavi sanacak,
Öyle bir saat.
Balkon demirinin soğuğunda bekleyen bir serçe var,
Kendi gövdesini tartıyor,
Tıpkı benim uykunun tortusundan sıyrılıp
Adını içimin en tenha yerine yerleştirmem gibi.
Uyanmak dediğin,
Dağılmış bir kenti yeniden toplamak biraz da.
Omuzlarımda dünden kalma bir kumaş ağırlığı,
Gözlerimi açtığım yer bir tavan değil;
Seninle konuşulmuş,
Yarıda bırakılmış upuzun bir cümlenin boşluğu.
İnsan önce neresiyle hatırlar severken?
Kolları uzanmak ister ilkin,
Boynu o tanıdık kuytuyu arar,
Sonra bir avuç serin su gibi
Yüzüme çarpar varlığın:
İyi ki varsın.
İyi ki bu sabah da dünya dönüyor
Ve sen bir yerlerdesin.
Köşedeki ceketin omzuna ilişmiş bir gölge,
Sanki dün gece bizi dinlemiş gibi dalgın.
Dışarıda ilk otobüsün asfalta bıraktığı o homurtu,
Sokağın telaşı, simitçinin erkenci sesi…
Hepsi bana biraz uzak,
Hepsi biraz yabancı.
Canım taze ekmek falan çekmiyor benim;
Canım, iki kaşının arasındaki o sakin çizgiyi çekiyor,
Bir de sesinin gün ağarırkenki
O puslu, tenha hâlini.
İşte durup dururken genişliyor oda,
Eşyalar yer değiştirmiyor
Ama yerini buluyor sanki.
Bir insanı sevmek,
Sabahın köründe hiçbir sebep yokken
Kendi göğsüne sığamamakmış meğer;
Çıkıp bütün kapıları aralık bırakmak,
Rüzgâra, güneşe ve sana:
“Geç otur şöyle,
Bak dünya henüz başlamadı,” demekmiş.
Kayıt Tarihi : 2.11.2026 18:05:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!