Kâhta ovasında bir serçe olsam,
Mezar taşlarında hasret atardım…
Yemek kovasında bir kepçe olsam,
Yoksul sofrasına bol et katardım…
Kara toprak olsam o koca düzde,
Açmış bir dost kamerayı,
Camda gördüm Karakuş'u...
Gönlüm öptü tüm merayı,
Selamladım uçan kuşu...
Anı dolu dört bir taraf,
Bir inat uğruna gitti emeğim,
Pare pare oldu garip yüreğim,
Gonca bir gül iken soldu çiçeğim,
Bir pire yüzünden yaktım yorganı…
Sen ağlama Diyarbakır,
Acıların başkenti sen ağlama,
Ben ağlıyorum senin yerine,
Demir bilyeler bedenimde,
Kolum uçmuş bir yana,
Kopmuş ayağım bakıyor bana,
Beyin yapmaz işlevini,
Yürek sormaz görevini,
Kimse bilmez ödevini,
Duyarsızlık marifet mi?
Boşa esme al gel yardan bir haber,
Can burada göz orada kalmasın…
Taşa kesme gönül zaten derbeder,
Yâr isterim söz efkâra salmasın…
Sevda deniz yâr aşkıyla yüzerim,
Dinle edalı kız,
Ben tarihin beşiği,
Sevda kokan toprakların çocuğuyum,
Bizde güller sevdayla açar,
Cümle kuşlar semada aşkla uçar,
Sevdayla filizlenir ağaçlar,
Dumanı beni boğar,
Külü başıma yağar,
Ben ağlarım Memo Can,
Dağlar yasımı bağlar…
Patlatır sesler,
“Osman’ın Kaynanasına”
Her bir sözü koca taş,
Yürek deler yarar baş,
Kör olasın kaynana,
Sele döndü gözde yaş…
Af et deme Tanrı seni af etsin,
Kibrit çakıp cana benzin dökensin…
Alaz alaz gönül yakan afetsin,
Ciğerimi tırnak tırnak sökensin…
Ziyan oldu umutlarım elinde,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!