Hamla dostluk hazan gibi,
Karanlıktır çürük yürek…
Özü yanmış kazan dibi,
Al at çöpe benden kürek…
Onur yerde tozlu paspas,
Kısır beyin katran yürek kara ses,
Günden çalar mavi göğü güneşi…
Ot yargıçtır başgardiyan kör kafes,
Dünden gelir korlar durur ateşi…
Doğruları demiryolu rayıdır,
Hani alkış, hani el- kol sallayan,
Kemikleri şapır şapır yalayan.
En büyüksün deyip seni avlayan…
Neredeler o dostların nerede?
İçtim aşkın yüreğinden şarabı,
Kanadımdır sevda yeli bu gece…
Taşkın gönül bu sevginin turabı,
Gül bahçemin konuğudur can ece…
Akar sevgi dolar taşar kâseler,
Özledim ah!
Kâhta’m seni özledim,
Merdine yiğidine,
Kucak kucak selamlar…
Senden mektup,
Kaynanana geçmez sözün,
İşin çok zor Osman Osman…
Ateş alır yanar özün,
İşin çok zor Osman Osman…
“Şirin Bakırcıoğlu’na”
“Sevebileceğin kadar,
İnsan al,
Hayatına,
İsrafa ne gerek var…”
Kanlı coğrafyada doğmak kederim,
Zulmün azı dişi tenimde benim…
Mazlumdan yanayım ondan hederim,
İnsanlık sevdası genimde benim…
İttihat cellâdı vermiş fermanı,
Sen gonca gül ben bir çınar,
Sevgi saygı bende pınar,
Karşılıksız akar durur,
Bu dostluğu körler kınar…
Hasret ektim yollarına bir ömür,
Bu gurbetin dertli sabır taşıyım…
Sevda çektim kollarına baht kömür,
Her sohbetin mazi akan yaşıyım…
Uzun nemli gecelerde bir yadım,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!