Bu gönlümün sevda taçlı cevheri,
Nazın ile bu canımdan bezdirdin…
Dört mevsimi ettin kara zemheri,
Yaban elde boynu bükük gezdirdin…
Çöl ömrümün gül kokulu vahası,
Hasret denen acı şarap,
Beni böyle etti harap,
Ayrılığı yazan kitap,
Olmaz olsun olmaz olsun…
Elim titrer döner başım,
Güneş verir ay yansıtır ışığı,
Güneş üstür ay bir süstür görende…
Yâr şiirdir kâtip sayın aşığı,
Tüm güzellik kalbe ilham verende…
Sevda sensin mısra mısra dökülen,
Ayrılık sevdayı derde çevirdi,
Hasret hançer olmuş gönlüm perişan…
Karayeller esti aşkı devirdi,
Hasret hançer olmuş gönlüm perişan…
Tatlı dilberimsin ela gözlümsün,
Bir deryadır beyler halk çocukları,
Olanak tanınsın o zaman görün…
Buram buram kokar kır çiçekleri,
Açmaya başlasın o zaman görün…
Sevgi, şefkat ister her insan gibi,
Cennet ilin bakar körü,
Ota suya gider sürü,
Davul çalar bomboş miden,
Bir de kendin için yürü...
Sizsiz sabahında,
Zifiri karanlık gecenin,
Duvarlar gelir üstüme üstüme…
Parmaklarını arsızca batırır,
Ampuller gözlerime…
Duvar saati balyozdur,
Ottan itler yarattık,
Güzel sözlü,
Alnı ak,
Yüreği pak,
Bu toprağın çocuklarını,
Sokak ortasında,
Kirli eller körük körük fırtına,
Oyun kandır sahne kandır perde kan…
Kan emenler binmiş halkın sırtına,
Hava duman dört yan doldu figüran…
Böl yönettir yüzyılların âdeti,
“Bir Haftalık Liceli Geline”
Gelin oldu ay dolmadı,
Cana kıydı kanlı eller…
Kına yaktı oy solmadı…
Cana kıydı kanlı eller…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!