Yağlı çene uzun sivri keskin dil,
Küflü beyin nasırlı kalp kör kandil,
Hep kendine çevresine çok adil,
Ekmek vermez hiçbir kaya gör artık…
Koğuş nemli efkâr duman gün uzun,
Üst ranzada göz sararmış tavanda…
Hüzün demli dertler umman can mahzun,
Gün maziyi almış döver havanda…
El mektubu almış okur dizinde,
Çare vardır her acıya yaraya,
Adı yardır lokman hekim dermandır…
Hayal biter ayak basar karaya,
Adı yardır her bir sözü fermandır…
Ağustos’ta yüreğinin karıdır,
Oy hemşire hemşire,
Kalçam döndü kevgire…
Yavaş batır iğneyi,
Kimsem yok ki çevire…
Kalmasa da takatin,
“Kâhta’m Sen, Ah! Sevdamı Bilsen”
Seher yeli haber al gel sıladan,
Geldi-çöktü sol yanıma hasreti…
Gönül inler hasret denen beladan,
Toprağında olmak canın gayreti…
Bu toprakta açtın o aç gözünü,
Mal mülk derdin muradına bak erdin…
Zengin oldun geçer ettin sözünü,
Can Kâhta’ya söyle bana ne verdin…
Her mevsimde yoksul halkım ırgattır,
Beş para yok odun sorma,
Ser hanım ser yatağımı…
Çok dolaştım sen de yorma,
Hüzün sardı atağımı…
Suyla doldur tencereyi,
İçki uysal şişede,
Canda durmaz su gibi
Düşersin her köşede,
Hiç bilmezsin ayıbı…
Bir serseri mayınsın
Kavrulur bedenim gözümde duman,
Çıkarın takvimden gelmesin Temmuz…
Savrulur küllerim kanlıdır ferman,
Sürünün sırtını delmesin mahmuz…
Zincirden boşanır bu ay vampirler,
Gel!
Kalan ömrün baharı,
Şafağının tatlı rüzgârı,
Ağustos sıcağında,
Yüreğime Nemrut’un karı ol…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!