Yüreğime batan o mağrur gül,
Bir hazan ekiminde, ellerimde soldu.
Diken diken dolan şu yorgun gözlerim;
Dal dal, budak budak bir sevda uğruna kurudu.
Ötme artık benim viran bahçemde dertli bülbül!
Dikenin canımı yakar, sızısı içimde durur.
Şu Ankara’nın o meşhur, o sert taşı;
Bir de gözümün yaşı, güneşle adamı kavurur.
Eser bir acı rüzgâr ansızın uzaklardan,
Gönül dağım iliklerine kadar dağlanır.
Düşer bir yorgun yaprak daha gülistana;
Küçücük bir yağmur tanesiyle bir ömür ağlaşır.
Kan revan içinde kaldı bu biçare kalbim,
Savrulur, her nefeste küle döner aşkınla.
Biliyorum, bir daha hiçbir çiçek açmaz burada;
Çünkü kader, vuslatı toprakla dizer boğazıma.
Şimdi ne bir ses beklerim, ne de bir yeşil filiz;
Ben kendi yangınımın sessiz şahidiyim artık.
Bütün aşklar biter, bütün güller küle döner;
Geriye bu Ankara ayazı kalır, bir de o büyük yalnızlık.
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Gözlerim diken diken; bakışlarım sürgünde.
•Aşk, hazan ekiminde filiz vermeye çalışan inatçı bir tohumdur.
•Kül dediğin şey, bir zamanlar göğe yükselen ateşin susmuş hâlidir
•Gözlerimdeki duman dağılmıyor; yangın içeride sürüyor.
•Aşk, en çok gururdan kan kaybeder.
•Sevda bir kere yanar; sonrası hep is kokusudur.
12 Ekim 2019 / Cumartesi / Ankara
Halil KumcuKayıt Tarihi : 14.02.2025 15:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Sevdanın en derin hali, kalbin kırıldığı anda başlar; ama en güçlü hali, kırıklarıyla yeniden sevme gücüdür."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!