KÖTÜLÜK ŞİİRLERİ

KÖTÜLÜK ŞİİRLERİ

Nergis Demet

Narin,nazlı bir gül gibi,
İyilik.
Öyle zor yetiştirmek,büyütmek.
Oysa ayrık otuna benzer kötülük,
Yetişmekte,yayılmakta,
Öylesine kolay ve arsız...
..

Devamını Oku
Hilal Erboyacı

uçuşur eteğimde bin bir anlamlı sezgi

bir armoni yaşamın gizemli bin bir rengi

tınısında kaybolup erir bin bir kötülük

ulvi bir raksa döner masivanın ahengi
..

Devamını Oku
Hüseyin Avdic

İyileştirip De Gitti

Mübârek Ramazan geldi, kötülük içinde buldu bizi.
Ama bir iyilik etti, bizi iyileştirip de gitti.

Not: Okuyucularımın bayramı kutlu ve mutlu olsun.

..

Devamını Oku
Hayrettin Taylan

-Doğuruvermiş hüzünler, emzirmeden güzellikleri salıvermiş öylece gidişlere.
-İçlenişimi giyen yazıların yazındayım.Cümle boyu senden bahsediyorum.

Dirhemlerini sunan, demkeşliğin suretini görülüyor nemli gözlerim.İçimdeki senli buhurların reklamıdır aslında damlalarım.
*H’içliklerin ne kadar sıcak tutar hayıflanışı. Artık yadsımaz oldum sensizliği.Alıştım nedensizliğe. Yüce bir sebebin gölgesinde savunma mekanizmalarım eridi.

Soğuk tavırların tansık yarınlarımı ağlattı.Gözü açılmamış gün’eşleri bekledim karanlık yalnızlıklarda.Garip; ama vazgeçilmez aşkların sihrini yaşatma bana. Benim mezhebim aşk konusunda geniş değildir.
..

Devamını Oku
Salih Altıntop

Ben benim bende Allah kuluyum
Ben her yerde sapına kadar doğruyum
Benim ruhumda var insanları seviyorum
Ben atalarımın örf ve adetleriyle yaşıyorum

Ben yaşam hayatımı çok seviyorum
Ben sevdiklerimi her zaman anıyorum
..

Devamını Oku
İlhami Şenol

Aslında iyi ile kötünün çarpışmasıdır yaşam.
Çamura düşen, cüzdanı etrafa saçılmış, sizi de göremeyen biri var.
İyi, düşen birini elinden tutarak kaldırandır.
Cüzdanını teslim eder.
Daha fazla yapılacak bir şeyler var mı diye sorar.
İyilik sonsuzdan gelir sonsuza gider.
…
..

Devamını Oku
Mehmet Kemal Işık

Arşı aladan ölüm emri çıkmışsa sema`ya
Ruhun bir kuşun kafesten kurtuluşu gibi uçar Huda`ya
Çamurla yoğrulan bedenin on düşer kara topra`ğa
Malın mülkün evlatların fayda vermez hesabın ölçülür arşı ala`da
Ne zerre yaptığın kötülük nede zerre yaptığın iğilik eksiksiz yazılıdır levhi mahvuz`da.
..

Devamını Oku
Selin Arabacı

Bana sorduklarında mutsuzken bile neden bu kadar gülüp tebessüm ettiğimi
Diyorum ki benim gülüşüm acı verenlere en güzel cevabımdır
Bana sorduklarında seni üzen birini nasıl hala sevebiliyorsun
Diyorum ki belki de ben acı veren sevgiye inanıyorum
Onu ben bana acı verirken bile çok seviyorum
Bana soruyorlar neden her zaman duaya sığınıyorsun diye
Diyorum ki dua beni kötülükten ve kötülük yapmaktan alıkoyuyor
..

Devamını Oku
Gülay Atilay

Gözlerin açılınca doğduğun güne
Hayretle bakarsın çevrene derim
Aydınlıkla ilk mutlu olduğun o gün
Çöktüğünde karanlık, korkarsın derim

Dünya bir durak bizler yolcuyuz
Neden yaratıldık bilinmez derim
..

Devamını Oku
İshak Özlü

Görmesini bilen göz güzeli her dem görsün,
Sarmasını bilen söz dostlarla sefa sürsün.
Sevgi dal budak versin kötülük gayrı ölsün,
Şairler şiir eksin güller açsın bu sene.

Yalan söz yılan sözdür doğru sözlü olalım,
Namerde karşı durup mağdura dost olalım,
..

Devamını Oku
Çağdaş Öztürk

Açılmasın Pandora’nın kutusu
Son beş yüz bin o kutunun içinde!
Korkarım ki bundan daha kötüsü
Son kötülük beş yüz binin içinde.

Olmaz yerde kalır isen tarafsız
Haklı olur herkes dese şerefsiz!
..

Devamını Oku
06081945

kokuşmuş ruhunu aradınmı sabahları kargaşanın ortasında
kokusunu takip edebiliyormusun

türümü değiştirdim
artık ruhumda o eski ahenk yok
şehir karmaşsında kaybolan kulaklarım
ve gözlerim sadece öndeki arabanın arkasında
..

Devamını Oku
A. Esra Yalazan

Beyaz tabutumsu tüpün içinde ormanda kaybolmuş bir ceylan gibi titreyerek odanın soğukluğuna hiç yakışmayan görüntüler arasında dolaşıyorum. Kemiklerimi, iç organlarımın çıplak fotoğrafını çeken becerikli doktorların ruhun yaralı, karmaşık, anlaşılamaz haritasını çıkarmak hususundaki acizliği beni ilk defa sevindiriyor. Korkunç gürültüler eşliğinde gözlerimi kapatıp onlardan uzaklaşıyorum. Polis sireniyle makineli tüfek sesleri arasındaki kısa sessizliklerde, ‘Arzunun Karanlık Nesnesi’nden sahnelerle oyalanıp, meteliksiz bir yazarın erotik maceralarının anlatıldığı ‘Clichy’de Sessiz Günler’e geçmem, oradan puslu hatıralara dönmem boşuna değil. Boynunu acıdan fazla kıpırdatamayan, eli sargılı bir zavallıya getirilen filmler alay eder gibi böyle ‘müstehcen’ olunca gözlerini kapatıp çıktığın mecburi yolculuğun seyri de, zamanı da böyle saçma oluyor haliyle.

Yıldız kayması gibi kısacık bir süre içinde değişen düşünce parçacıklarının kaynağı aynı ama aralarında hiçbir benzerlik yok aslında. Aralarına dönmek için ne kadar vaktimin kaldığını mikrofonla kulağıma fısıldayan adamın başkalarına hangi tonla bunu yaptığını ve insanların içini seyrederken gerçekte ne düşündüğünü hayal ediyorum o sırada. Bunu bilebilmenin imkânsızlığı, gerginliği beni başka anlara taşıyor. Sadece bedenleriyle değil ruhlarıyla da birbirlerinin içinde kaybolabilen iki insanın o ‘ilk kıvılcımlı anda’ hissettiği şiirsel uyumu tasvir ediyorum zihin defterime; Önce hiç acele etmeden dibindeki yosunlu taşları gösteren kıpırdak bir nehrin içinde sarılıp vücutlarının dip akıntılarını dinliyorlar. Sonra onları huzursuz eden ‘öteki hayaletlerden’ uzaklaşıp ritmi bozulan soluklarına teslim olurken hiç kimsenin bilmediği, konuşmadığı yepyeni bir dille tanışıyorlar. Biraz kılçıklı, hırıltılı, merhameti şiddetinin altında ezilen, buruk ve şefkatli bir dil. Artık daha evvel kimsenin ayak basmadığı o pırıltılı gezegenin üstündeler. Bilmedikleri bir coğrafyada sezgileriyle, şehvetten beslenen dürtüleriyle, korkularıyla, taze heyecanlarıyla tepeleri, gölleri, derin çukurları, okyanusları, sarp kayaları, dikenli bitkileri keşfediyorlar. Hazzın sonsuzluğa karıştığı en uç noktadan eğilip derin vadiye bakmaya fena halde korkuyorlar. Oradaki anlamsız boşluğa başkalarıyla defalarca yuvarlandılar çünkü. O sihirli ânın ismini hediye ettikleri yıldızlara sıkıca tutunurken usulca gevşiyorlar. Avuçlarından kayıp giden zamanla berrak görüntüler menevişleniyor. Kocaman bir hiçlikte kayboluyorlar...

Beni uyandıran seslerle birlikte ‘uzaylılar’ da uyanıyor haliyle. Artık gündelik hayatta arzularını maskelemek zorunda kalan ‘dünyalıların’ arasındayım. Genç doktorlardan birisi “Giyinebilirsiniz, geçmiş olsun. Dikkat edin başınız dönebilir’ diyor. Beni hapsettikleri mağaranın içinde neler gördüğümden haberi yok. Uysal, masum bir kadın gibi gülümsüyorum ona. “Haklısınız, biraz dönüyor” diyorum kibarca. Sonra deniz kenarındaki bir banka doğru yürüyüp organlarımın fotoğraflarını beklerken bu yazı için çantama attığım kitapları karıştırıyorum.


..

Devamını Oku
Yusuf Değirmenci 3

Kötülük dünyasında, hep kötülük yaparlar
Dönen devran içinde,hep uykuya yatarlar
Çirkefliği maharettir diye alıp satarlar
Ben bunları kınıyorum sizde kınayın dostlar

Hak tartan teraziye, hileler katıyorlar
Pisliğe batmışlarla ortaklık yapıyorlar
..

Devamını Oku
İsa Yıldıran

Dünya, ahiret yolculuğuna istasyon kapılma yeise
Başına gelir elbet, kalemde yazılan ne ise.
Fayda sağlayamaz dünya bir araya gelse,
Hiçbir kötülük ulaşmaz kalem bildirmediyse.

İSA YILDIRAN
..

Devamını Oku
Halenur Kor

Dağ tepelerine çıkmış cadılar,
Saklanıyorlar.
Bakıyorlar gizlice tepelerin ardından.
Ara sıra görünüyor kara külâhları.

İki yuvarlak göz ışıldıyor olurken sabah,
Haşin, simsiyah.
..

Devamını Oku
Csevde

Bir bardak su istiyorum yatağımızın üstünde.
Yudumlarken, nefes nefese.
Anlatıyorum kabusumu.
Gülüyosun kaz ayaklı gözlerinle.
Gülüyosun; her şeyi unutturur gibi,
Hayatta hiç kötülük yokmuş gibi...
..

Devamını Oku
Fatma Yeşil

Nasıl bir dünya ki bu dünya.
İki elli, iki ayaklı yürürler ön saflarda.
Giymişler renkli güzel urbalar.
Kalplerine bir bak,acep kalp yerine ne taşırlar.
Sanırsın ki hepsi insan,ama inan insan değil bunlar.

Madalyonun öbür yüzü bu mu dersin.
..

Devamını Oku
İlhan Keskinöz

diyalog XIV.
19 kendisinin mükemmel olduğunu düşünenlerin de, toplumdaki diğerlerinin kendisine mükemmel davranmasını bekleyenlerinin de hata ve kötülük yaptıklarına tanık oldum.

en kötü şey kendi kötülüklerinden pişmanlık duy[a]mamaktır…

20 aklınla övünme; ahmaklar da kendilerini akıllı sanırlar. aklını başkaları övsün, böylesi daha güzel; ama sen asla kendini insan övgülerine kaptırma.

..

Devamını Oku
Mert Satılmış

Dostluklar… Hani bir söz vardır ya “Dostlarım bana Tanrının kardeş olarak göndermeyi unuttuğu kişilerdir.” İşte sizin hiç böyle bir dostunuz oldu mu? Olmuştur mutlaka, ailenizin size gösterdiği ilginin eksikliğini başkaları ile doldurmak isterdiniz. Özellikle 15-20 yaşları arasında daha çok samimileşir dostlarınızla kurduğunuz samimiyet. Sabah kahvaltısından, akşam yemeğine kadar geçen zamanı birlikte geçirirsiniz ve hatta haftanın 2-3 günü birlikte geceyi sabah edersiniz. Aynı zamanlar da aşık olur, aynı zamanlar da efkarlanırsınız. Başınızı, dostunuzun omzuna yaslayıp güven duygusunun ne demek olduğunu hissedersiniz. O an sorgulamazsınız hayatın acımasızlığını, dostunuz yanınızdaysa önemi yoktur parasızlığın hatta geçirdiğiniz ciddi bir rahatsızlığın… Yani iyi bir dost, her şeyin ilacıdır aynı zamanda. Çok geceyi birlikte sabah ettiğiniz, birlikte alkol komalarına girecek kadar içtiğiniz, aynı anda aşık olduğunuz ve birlikte aynı ekmeği bölüştüğünüz dostunuz sizi herkesin ortasında, ya da kendi yalnızlığınızla baş başa bıraktıysa? Ondan sonra nasıl güvenebilirsiniz bir insana? Ya da nasıl inanabilirsiniz masum bir gülümseyişe? Dedim ya iyi bir dost her şeyin ilacı olabilir ama size kötülük yapan “kardeşiniz” hayata olan sevginizi, insanlara olan güveninizi de kaybetmenize neden olabilir. Siz o zamanında kardeşim dediğiniz insanı, güvenip arkanızı emanet ettiğiniz insanı bir gün elinde hançerle, tam sırtınıza saplamak üzereyken yakalarsanız, anlarsınız hayatın ne kadar acımasız, güven duygusunun ne kadar kolay yıkılabilen bir şey olduğunu. İşte eğer öyle bir kazık yememişseniz henüz, o çok sevdiğiniz dostunuzu mutlu etmek için, kendi hayatınızın en verimli zamanlarını boşuna harcamayın. En sevdiğiniz dostunuz ile daha çok vakit geçirmek için ailenizin sıcacık, samimi ortamında yemek yemek yerine, bir tost ile karnınızı doyuruyorsanız, ya da sırf dostunuz ile vakit geçirebilmek için kısıtlı maddi imkânlarla size okula gitmeniz için harçlık veren babanızın verdiği para ile okulu astığınız zamanlar parayı kolayca çar-çur edebiliyorsanız, hata yaptığınız farkına varmalısınız çok geç olmadan. Çünkü düşünmek istemesek de bir gün o mutlu aile tablonuzdan birileri eksilecek ve siz onunla geçirmediğiniz her an için kendinize ağız dolusu küfürler edecek, kafanızı taşlara vuracaksınız. Siz şuan o sıcacık aile ortamını pek önemsemiyor ya da o aile ortamının kısa bir süre sonra bozulabileceğini düşünmüyorsunuz. Ben maalesef bu acı tecrübeyi edinmiş biri olarak sizin farkında olmanızı sağlamak istiyorum. Çünkü o aile sıcaklığının bittiği zaman ve ailenizi hiçe sayarak gününüzü gün ettiğiniz dostunuzdan, sırtınıza sağlam bir ihanet saplandığı zaman hissedeceğiniz tek duygu “Pişmanlık” söyleyeceğiniz tek kelime “Keşke…” olacak. Yapmacık, yalan mutlulukları değil, kalıcı gülümseyişleri seçmenizi sağlamak için doldurdum bu hafta bu köşeyi, umarım “Farkındalık” yaratabilmişimdir.
Haftaya gene bu ufak köşede görüşmek ümidiyle…
..

Devamını Oku