Kendini hatırla…
Çocukluğunda annenin sesinden önce
kendi sesini duyduğun o hâlini.
Henüz kim olman gerektiğini bilmeden,
sadece olduğun hâlini.
Tut şimdi o küçük sesin yankısından,
çağır kendine kendini.
Bırakma!
Kendini unut…
Yetişkinliğinin girizgâhında,
küçük mutluluklardan ruhuna dizdiğin,
çerçevelere iliştirdiğin
o kocaman hayallerin hülyalarında yürü.
Adımlarken biraz zamanı düşünme.
Bırak, tersine aksın.
Sen yürüdükçe
yılların üzerinden düşsün.
Eğilip alma!
Kendine kız…
Oturduğun bir masayı düşün.
Güveçlerden duman çıkarken,
mezelerin renk renk çoğaldığı,
kahkahaların bardaklarda çınladığı
o sofrayı hatırla.
Yüzlerdeki içtenliğe pervasızca inanırken,
kalplerde saklanan soğuğu sofranın buharından göremediğine kız.
Kadehler tokuşurken
çatlak sesleri kahkaha sandığına, yan yana oturmanın
aynı yürekten olmak sandığına kız.
Sonra en başucu kitabın misali,
ayracını koy aklının arasına.
Bu kez satırları değil, satır aralarını
oku!
Kendinle barış…
İç sesinle kavgaların
kazan–kaybet oyunlarında,
çetele tutmayı bırak artık.
Kendini yendiğin her savaşta
bir parçanı esir bıraktığını hatırla.
Ne galibi ol kendinin
ne mağlubu…
Aynı bedende iki cephe kurulmaz.
Ruhunun yaralarına tuzu basan da sensin,
sevindiğinde çukurlaşan gamzelerine
ışığı dolduran da.
Küstürme kollarını,
sarıl kendine.
Tenin, evini hatırlasın.
Nihayetinde;
kendini hatırladığın,
kendini unuttuğun,
küsüp barıştığın bu dünyada…
senden sana kocaman bir ses var.
Bazen
boğazında düğüm,
bazen dudağının ucunda yarım,
bazen gözünün kıyısında tam.
Susturma!
Belki de bütün bu ömür,
senden sana bırakılmış
uzun bir ses kaydıdır.
Son ses dinle…
Dinle de çınlasın kalbinde.
Kendinden ritminde,
kendinden kendine!
Kayıt Tarihi : 21.09.2026 18:43:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!