Ormanlar yanıyor kuşlar ağlıyor
Hayvanların sesi yürek dağlıyor
Yangını duyanlar kara bağlıyor,
Kerem yanmış derler aslı var mıdır?
Vatanımsın Anadolu
Her tarafı çiçek dolu
Bırak artık sağı solu,
Bu yol Atamızın Yolu.
Kıldan ince kılıçtan keskin derler şu Sırat,
Dünya malında yoktur inan gözümüz bizim.
Zaman akıp geçiyor coşkun akar bu Fırat,
Dağların bitiminde çoktur düzümüz bizim.
Türk’üm diye bağıranlar,
Ne mutlu Türk’üm diyene!
Türk’e Türk’ü çağıranlar,
Ne mutlu Türk’üm diyene!
Altaylar’dan çıktık yola
Kalbimi kıra kıra
Sultan oldu Mısır'a
Aklımdasın bu sıra,
Ateş gibi yanarsın.
Uzaklardan el eder
Yıllar yılı gözümde yaş,
Akıyordu AYASOFYA.
Bağrımızda o koca taş,
Bakıyordu AYASOFYA.
Bu karlı dağları aşarım sandım,
Aşamadım, aşamadım Ay balam.
Senin sevgin ile yaşarım sandım,
Yaşamadım, yaşamadım Ay balam.
Ardından günlerce koşarım sandım,
Çağın hastalığı duygu yokluğu,
Anayla kızını ayıran para!
Milleti korkutan malın çokluğu,
Zenginle fakiri ayıran para!
Bir elin yağdaysa b ir elin balda
Ne zaman bir cemre toprağa düşse,
İçime bir hüzün çöker ayrılık.
Ne zaman bir yetim boynunu bükse,
İçime bir hüzün çöker ayrılık.
Derviş asasını eline alsa
Köprüler yıkılır dereler taşar,
Ayrılık Şerbeti içtiğin zaman.
İnsan aklı buna aniden şaşar,
Ayrık otlarını biçtiğin zaman.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!